Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Hüseyin Saygılı
Hüseyin Saygılı

CHP’NİN YENİDEN AYAĞA KALKMA SORUMLULUĞU

Cumhuriyet Halk Partisi, yalnızca bir siyasi parti değildir. Bu parti, Cumhuriyetin kuruluş iradesinin, halk egemenliğinin, laikliğin, hukukun üstünlüğünün ve sosyal demokrasinin tarihsel taşıyıcısıdır.

Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk tarafından millete emanet edilen CHP, sıradan bir siyasal yapı gibi değerlendirilemez. Çünkü CHP’nin taşıdığı anlam, günlük siyasetin çok ötesindedir.

Bugün partimizin yaşadığı tartışmalar, özellikle belediyeler üzerinden ortaya çıkan olumsuzluklar ve yönetim zaafları, yalnızca örgütleri değil, Cumhuriyet değerlerine bağlı milyonlarca yurttaşı da kaygılandırmaktadır.

Toplumun önemli bir kesiminde oluşan güven kaybı, görmezden gelinecek bir mesele değildir. CHP’ye gönül veren herkesin bu tabloyu samimiyetle değerlendirmesi gerekir.

Partimizin temel ilkelerinden uzaklaşmış görüntüsü vermesi, liyakat yerine kişisel ilişkilerin öne çıkması, siyasetin halk için değil belirli çevreler için yapıldığı yönündeki algılar, CHP’nin tarihsel kimliğine zarar vermektedir. Oysa CHP’nin gücü, makamdan değil ilkelerden gelir. CHP’yi ayakta tutan şey, halkçılık, adalet, emek, dürüstlük ve kamucu anlayıştır.

Bugün ihtiyaç duyulan şey, günü kurtaran savunmalar değil, cesur bir yüzleşmedir. Çünkü yanlışları konuşmaktan kaçınmak, onları büyütmekten başka bir işe yaramaz. Parti içindeki yozlaşma iddialarının, etik dışı ilişkilerin, halkta karşılığı olmayan isimlerin ve siyaseti kişisel menfaat alanına çeviren anlayışların temizlenmesi artık ertelenemez bir zorunluluktur.

Burada en büyük sorumluluk ise parti yönetimine düşmektedir. Genel BaşkanÖzgür Özel ve mevcut yönetim kadroları, yaşanan tartışmaları yalnızca dış saldırılar ya da siyasi operasyonlar üzerinden değerlendirmemelidir. Elbette CHP üzerinde baskılar vardır, ancak partiyi yıpratan her sorunun kaynağını dışarıda aramak, içerideki yanlışları görmezden gelmek anlamına gelir. Gerçek yöneticilik sorumluluk alarak özeleştiri yapabilme cesaretini gösterebilmektir.Kirliliğe bulaşmış kadroların derhal parti ile ilişkileri kesilmelidir.

Özellikle aday belirleme süreçlerinde yapılan hatalar bugün daha net görülmektedir. Halkta karşılığı olmayan, örgüt emekçileri tarafından benimsenmeyen, yalnızca belli çevrelerin desteğiyle öne çıkarılan isimlerin tercih edilmesi, partinin tabanında ciddi kırgınlıklar yaratmıştır. Yıllarını CHP’ye vermiş, örgüt mücadelesi içinde yetişmiş, emek harcamış, liyakat sahibi birçok kadro ne yazık ki dışarıda bırakılmıştır.

Oysa CHP’nin gerçek gücü, günübirlik siyasi hesaplarla parlatılan isimlerde değil, partinin yükünü yıllardır omuzlayan örgüt emekçilerindedir. Kapı kapı dolaşan, meydanlarda mücadele eden, Cumhuriyet değerlerini savunan kadroların görmezden gelinmesi büyük bir yanlış olmuştur. Emek yerine sadakatin, liyakat yerine yakın ilişkilerin belirleyici hale gelmesi parti kültürüne zarar vermiştir.

Bugün parti yönetiminin yapması gereken şey, sadece AKP hükümetinin baskılarını ifade ederek kendi iç sorunlarını gözardı etmek değildir. Parti içindeki eleştirleri  bastırmak değil, samimiyetle dinlemektir. Elbette  AKPiktidarının, CHP’ye, Belediye başkanlarına, kadrolarına baskıları söz konusudur. Toplum bu baskıları görüyor. 

Son zamanlarda belediyelerde yaşanan olumsuzluklar üzerinden CHP’ye gönül veren insanların kaygıları küçümsenmemeli, aksine bu sesler partinin vicdanı olarak görülmelidir. Çünkü örgütlerin sustuğu yerde çürüme başlar.

CHP örgütleri şunu çok iyi bilmelidir

Cumhuriyetin kurucu partisinin yıpranması, yalnızca bir partinin oy kaybetmesi anlamına gelmez. Bu durum, laikliğin, demokrasinin, hukuk devletinin ve sosyal devlet anlayışının da zayıflaması anlamına gelir. Bu nedenle CHP’nin toparlanması, yalnızca parti üyelerinin değil, Cumhuriyete inanan herkesin ortak sorumluluğudur.

Özellikle son dönemde, CHP listelerinden seçilip daha sonra başka siyasi partilere geçen belediye başkanları, milletvekilleri, toplum vicdanında ciddi rahatsızlık yaratmaktadır. Seçmenin iradesiyle kazanılmış makamların kişisel siyasi hesaplarla başka adreslere taşınması, siyasete olan güveni zedelemektedir. Bu tavırlar yalnızca partiye değil, doğrudan demokrasi kültürüne zarar vermektedir. Siyaseti ilkesiz geçişlerin, pazarlıkların ve kişisel kariyer hesaplarının alanı haline getirmek ve bir takım tehditlere teslim olmak, ülkenin geleceğini çürütür.

Sosyal demokrat bir parti özünden ve ilkelerinden vazgeçemez. Eğer vazgeçerse yalnızca kimliğini değil, toplumdaki tarihsel anlamını da kaybeder. CHP’nin yeniden güç kazanabilmesi için, halktan kopmayan, mücadele geçmişi olan, liyakatli, temiz ve dava bilinci taşıyan kadroların öne çıkması şarttır.

Bugün yapılması gereken, kırgınlıkları büyütmek değildir, Sayın Özgür Özel ve parti yönetimi, partiyi daha fazla yıpratmadan sorumluluk almalı, örgütlerin sesine kulak vermeli ve CHP’yi yeniden kuruluş değerleriyle, evrensel sosyal demokrat kimlikle buluşturacak adımları atmalıdır. Çünkü CHP kişilerin değil, Cumhuriyetin partisidir.

CHP’nin kuruluş ruhuna dönmesi, örgütlerin yeniden halkla bütünleşmesi ve siyasetin yeniden ahlak zemininde yapılması artık bir tercih değil, tarihsel bir zorunluluktur.

Bugün sorumluluk alınmaz ise, yarın CHP örgütleri ayağa kalkıp gereğini yapacaktır.
Çünkü mesele yalnızca bir partinin geleceği değildir.
Önemli olan, Cumhuriyetin geleceğidir

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

4 + thirteen =

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER