Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Sedat Kaya
Sedat Kaya

İNBÜKÜ’NDE BİR GECE VAKTİ

Gece İnbükü’ne başka türlü iner.
Önce karşıdaki dağların çizgisi silinir. Sonra çamlar karanlığın içinde birbirine karışır. Bir süre sonra denizin nerede bitip gökyüzünün nerede başladığını seçemezsiniz.

Gündüzün İnbükü’sü gitmiştir artık.

Geriye çam kokusu, kıyıya belli belirsiz vuran suyun sesi ve insanın şehirlerde unuttuğu o büyük karanlık kalır.
Başınızı kaldırırsınız.
Gökyüzü yıldız doludur.
İşte o zaman insan ister istemez düşünür.
Acaba iki bin yıl önce burada gece nasıldı?

Burası antik Karia’nın kıyıları.
Marmaris’in antik çağdaki adı Physkos’tu. Ege ile Akdeniz arasındaki konumu nedeniyle önemli bir limandı; Rodos ve Mısır’a uzanan deniz yollarının üzerindeydi.
İnbükü’nün biraz ötesindeki Hisarönü coğrafyasında ise Bybassos ve Kastabos vardı.
Kastabos’ta, Eren Dağı’nın üzerinde, bugün hâlâ kalıntıları bulunan bir tapınak yükseliyordu.

Hemithea’ya adanmıştı.
Sağlığın ve şifanın yarı tanrıçasına…
MÖ 4. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenen bu kutsal alan sadece bir tapınak değildi. Karia Khersonesos’undaki toplulukların bir araya geldiği önemli merkezlerden biriydi.

Bugün İnbükü’nde gece gökyüzüne bakarken bütün bunları bilmek insanın hayal dünyasını ister istemez harekete geçiriyor.
Çünkü o insanların gecesi bizim gecemizden çok farklıydı.
Elektrik yoktu.
Karşı kıyıda yanan oteller, tepelerde evler, yollarda otomobil farları yoktu.
Ay varsa ay vardı.
Yıldız varsa yıldız.
Bir de ateş.
Denize çıkan insan için gökyüzü sadece güzel değildi üstelik.
Yoldu.
Pusulaydı.
Takvimdi.
Belki bir Karia denizcisi gecenin bir vakti bu kıyıların önünden geçti.

Bilmiyoruz.
Belki fırtınadan kaçıp bu körfezlerden birine sığındı.
Onu da bilmiyoruz.
Bilmediğimizi biliyormuş gibi anlatmanın anlamı yok.

Ama bildiğimiz bir şey var
Bu kıyılar binlerce yıldır insanla denizin buluştuğu büyük bir coğrafyanın parçası.
Physkos bir liman kentiydi.
Bybassos denizle iç içeydi.
Kastabos’un tepelerinde insanlar tanrılarına sesleniyordu.
Ve bütün bunların üzerinde bizim bu gece baktığımız gökyüzü vardı.

İnbükü’nün gecesinin insana yaptığı belki de tam olarak bu.
Zaman duygusunu bozuyor.
Gündüz bakınca bir koy görüyorsunuz.
Gece olunca bir coğrafya.
Bir süre konuşmadan denizi dinlerseniz, bugünün sesleri yavaş yavaş çekiliyor.
Motor sesi bitiyor.
İnsanların konuşmaları uzaklaşıyor.
Telefonu da bir kenara bırakırsanız geriye birkaç temel şey kalıyor:

Deniz.
Çam.
Rüzgar.
Gökyüzü.
İnsanoğlu binlerce yılda dünyayı değiştirdi.

Kentler kurdu, yollar açtı, dağları deldi, denizleri geçti.
Ama İnbükü’nde gece vakti teknede oturup karanlığa baktığınızda, iki bin yıl önce burada yaşayan bir insanla aranızdaki mesafe birden küçülüyor.
Çünkü o da gecenin sonunda aynı şeyi görüyordu.
Yıldızları.
Belki bazı yerlerin güzelliği de buradan geliyor.
Zaman oralardan geçiyor…
Ama her şeyi yanında götüremiyor.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER