Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Sedat Kaya
Sedat Kaya

SİSLİ ADADA TANRILARIN SAKLADIĞI GERÇEKLER

Antik dünyada uzak adalar hep aynı anlamı taşırdı.

Hakikatin gömüldüğü, tanrıların mesajlarını rüzgârla gönderdiği, sislerin ardında kaderi belirleyen adalar…

Homeros’un destanlarında, Hesiodos’un dizelerinde, Euripides’in sahnelerinde adalar her zaman iki şeydi:

Bir sürgün yeri ve bir sır mekânı.
Bugünün Türkiye’sinde bu mitolojik yükü taşıyan ada İmralı.
Devletin gemisi yol alırken, birden yandaş medyada bir haber çıkar.
“Heyet adaya gidiyor.”

Sonra bir el haberin üzerine çöker, satırlar silinir, izler kaybolur.
Heyetteki AKP’li “Gitmedim” der, bir diğeri “Gidildiğini doğruladık” diye duyurur.

Siyasetin rüzgârı bir sağa eser, bir sola.
Antik çağda buna aporrēton denirdi:.
Söylenmesi yasak, bilinse bile yüksek sesle telaffuz edilemeyen hakikat.
İmralı da tam bu kavramın modern karşılığı.

Ada, karanın mantığından kopmuş bir yerdir.

Kıyıdaki kanunlar orada başka işler, sözler başka ağırlık kazanır.
Antik çağda krallar kaderlerini değiştirmek için adalara giderdi. Kahinler ise en tehlikeli kehanetlerini hep adalarda açıklardı.
Türkiye’de devletin en ağır hamleleri hep adalarla ilişkilidir.
Biri Heybeliada’da bir okul, biri İmralı’da bir mahkûm, biri Bozcaada’da bir kararla hatırlanır.
Ada, siyaset açısından boşlukta duran bir mekândır.
Orada yapılan görülmez, duyulan duyulmamış sayılır.

Eğer bir görüşme gerçekten olduysa, ada bunu yutar.
Eğer olmadıysa, ada söylentiyi büyütür.

Her iki halde de gerçeğin kendisi değil, görünmeyen konuşur.
Antik Yunan mitolojisinde tanrılar önemli kararları sisli adalarda alırdı.
Sis, gerçeği gizlemek için değil, gerçeğin ağırlığını taşımak içindi.
Çünkü hakikat çıplak gözle bakıldığında ya korkutur ya parçalar.
Bugün İmralı etrafında oluşan sis de böyle.

Toplumu parçalamamak için mi?
Bir seçimin kaderini şekillendirmek için mi?
Bir pazarlığın dumanını gizlemek için mi?
Yoksa sadece “bekleyin, zamanı değil” demek için mi?

Her ülke kendi mitolojisini üretir.
Bizimkinde kahinler yok, ama kulisçiler var.
Bizde kehanet taşları yok, ama “silinmiş haberler” var.
Bizde tapınak rahipleri yok, ama “ben gitmedim” diyen ve “gidildi” diyen siyasetçiler var.
Peki sis neden dağıtılmıyor?
Çünkü sis dağıldığında herkesin görmek zorunda kalacağı bir gerçek ortaya çıkacak.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER