Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Sedat Kaya
Sedat Kaya

ARŞİVLER KONUŞURSA…

Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturan Mutlak Butlan’cı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bugün bayramlaşma vesilesiyle yaptığı, “FETÖ ajanlarını zamanında fark edemediğim için sizlerden özür diliyorum” itirafı, CHP’nin zaten durulmayan sularını dalgalandırmakla kalmadı;

Ankara’nın geçmişi bugüne fırlatan o amansız mekanizmasını da tetikledi.
Bu sözlerin adresi, ilk bakışta sislerin ardında gibi görünse de partinin Özgür Özel ekseninde şekillenen yeni güç merkezine ve o merkezle yürütülen sessiz savaşa gönderilmiş net bir salvo.

​Ancak Ankara siyasetini sadece bugünün manşetleriyle okumaya kalkışırsak, büyük resmi ıskalarız. Kelimelerin bugünkü ağırlığını ölçebilmek için, zamanın tozlu sayfalarını geriye doğru çevirmek, o unutulmaya yüz tutmuş fotoğrafların tozunu almak gerekiyor.
​Çünkü arşiv, siyasetçinin en amansız aynasıdır.

​Takvimler 2012’yi gösterdiğinde, FETÖ’nün ABD imamı, Türk Amerikan Birliği (TAA) Başkanı Faruk Taban ve heyeti CHP Genel Merkezi’nin kapısından girdi ve bu kabul partinin resmi sitesinde gururla sergilendi. Sonra o haber siteden kaldırıldı.

Bir yıl sonra, 2013’ün o gerilimli ikliminde, ABD semalarında Gülen cemaatine yakın kuruluşlarla yan yana gelen, “davetleri reddetmiyoruz, faaliyetlerden memnunuz” diyen yine Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlık iradesiydi.

​O dönem bu temasların köprülerini kuran, organizasyon şemalarında adı parlayan Aykan Erdemir gibi milletvekilleri, ilerleyen yıllarda adliye koridorlarının, soruşturma ve yakalama kararlarının öznesi olacaktı. Sadece Erdemir de değil; Kılıçdaroğlu’nun yakın çalışma odasına, danışman koltuklarına, parti yönetiminin kritik noktalarına yerleştirdiği pek çok isim, sonraki yıllarda aynı yapının gölgesinde sanık kürsüleriyle tanışacaktı.

​2015 yılı ise o kırılma noktalarından biri olarak tarihe geçti. FETÖ’nün yayın organı Zaman gazetesi binasına yapılan o çok konuşulan ziyaret, ardından patlak veren MİT TIR’ları fırtınası ve Enis Berberoğlu’nun mahkûmiyetine uzanan zincirleme reaksiyon, Türkiye siyasetinin rotasını değiştirdi.

Tartışmanın dikkat çekici başlıklarından biri de 2013 yılında yaşanan bir olaydı. Fethullah Gülen’in sağlık sorunu yaşamasının ardından gazetelerde yayımlanan teşekkür ilanında, geçmiş olsun dileklerini ileten isimler arasında CHP’den Erdoğan Toprak ve Gürsel Tekin’in adları da yer almıştı. Bu isimler Kılıçdaroğlu’nun yanında siyaset yapan en yakın kurmayları arasında bulunuyor.

​Şimdi, bugünün penceresinden bakıp sormak gerekiyor.
​Eğer Kemal Kılıçdaroğlu gerçekten “FETÖ ajanlarını zamanında fark edemediğini” söylüyorsa, bu sadece “yanıltılmış bir liderin” masum pişmanlığı mıdır?
Yoksa yıllarca bizzat kendi elleriyle kurduğu kadroların, altını imzaladığı tercihlerin ve birlikte yürüdüğü yol arkadaşlarının siyasi muhasebesi mi?

​Siyasetin kendine has bir hafıza kaybı olabilir.
Aktörler unutmayı ve unutturmayı seçebilir. Fakat arşiv, kaydetmiş olduğu o anları en beklemediğiniz anda önünüze koyar.
​Bugünkü çıkışın en ironik, belki de en dramatik tarafı da bu zaten: CHP içinde bugün bir “FETÖ” muhasebesi açmaya çalışan kişinin, dün o yapının aktörleriyle aynı fotoğraf karelerinde en geniş gülümsemesiyle yer almış olması.
​Dolayısıyla tartışma artık sadece bir “özür” ya da siyasi bir hamle olmaktan çıktı.
Soru artık kimin ne söylediği değil; o koltuklarda otururken kimin neyi, neden göremediği ve en önemlisi, görmemek için gözlerini ne zaman kapattığı sorusudur.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

seventeen + two =

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER