Bir haftadır canlı yayında savaş seyrediyoruz,
Hem de hemen sınırlarımızda.
ABD destekli İsrail’in İran’a saldırısının adı “destansı öfke”.
Milyon dolarlık füzeler atılıyor, silah sermayesi kazanıyor,
Masum çocuklar ve insanlar ölüyor…
Suriye’de İran benzeri rejimi kuran ABD’nin söylediği gerekçe,
“Amacımız İran rejiminden gelen acil tehditleri bertaraf ederek Amerikan halkını korumak.
İran’dak rejim değişecek, Amerika kurtulacak.”
*
Kendisini dünyanın patronu gören,
Ne uluslararası hukuku ne de kendi ülkesinin kurallarını tanımayan,
İnsana değer vermeyen, dünyayı kana boğan,
Bu emperyalist tek adam diktatörlüğü,
ABD kapitalizminin Gerçek yüzüdür.
*
Lafa gelince insan hakları, demokrasi diye dünyaya ders veren,
Ama tek kutuplu dünyadan kendilerine de pay düşmesini bekleyen,
İngiltere, Almanya, Fransa ve sessizce seyreden ülkeler ABD’nin yanındalar.
*
Bu emperyalist saldırıya açıkça karşı çıkan Çin, Belçika ve İspanya’dır.
Çin, petrol aldığı Venezüella’dan sonra İran’a saldırının da saklı hedefinde kendisi olduğunu görüyor.
Belçika, ABD’nin uluslararası hukuka uymadığı için karşı çıkıyor.
Rusya, Ukrayna’daki çıkarı için Suriye’de olduğu gibi susuyor.
İspanya ise sosyalist iktidarının antiemperyalist duruşuyla üslerini ABD’ye kapatıyor.
Bu tablo gösteriyor ki barışın var olması için değişmesi gereken rejim,
Dünyaya egemen olmaya çalışan kapitalist rejimin emperyalist politikasıdır.
Kapitalizmin tek kutuplu dünyasında,
İnsanı ve emeği önceleyen sosyalizmin varlığı,
Dünyada barışın, hak ve özgürlüklerin varlığı için önemlidir ve gereklidir.
*
Emperyalist istekler ve hedefler biter mi, hayır.
Tekelci kapitalizmin dünyaya egemen olma amacı,
Emperyalizmin varlığının nedenidir.
Tekelci kapitalizm kazanmak, hep daha çok kazanmak ister.
Sermayesinin tüm üretim araçlarına ve dünyanın kaynaklarına sahip olmasını ister.
Sürekli kazanması, kar etmesi ve büyümesi için hak, hukuk tanımaksızın,
Tüm ülkelerin ekonomilerini kendine bağımlı kılmak ve kaynaklarına el koymak ister.
Hedefindeki ülkelerde kendine bağlı iktidarlar olmasını ister ve destekler.
O ülkeleri ve halklarını yoksullaştırır, borçlandırır ve kendine muhtaç hale getirir,
Karşı çıkan ülkelerde iç savaşlar çıkartır, şiddet kullanır ve saldırır.
Terör olayları ve savaşlar etnik ve dinsel temeldedir ve bu emperyalist politikanın bir eseridir.
*
Rockefeller’ın ABD Başkanı Eisenhower’a gönderdiği (1956) mektup, ABD emperyalizminin iç yüzünü görmek için önemlidir.
“Dünyanın geniş bölgelerini kapsayan az gelişmiş ülkelerde sermaye, teçhizat, idari personel ve teknik uzman eksikliği en önemli meseledir.
Rockefeller’ın ABD Başkanı Eisenhower’a gönderdiği (1956) mektup, ABD emperyalizminin iç yüzünü görmek için önemlidir.
“Dünyanın geniş bölgelerini kapsayan az gelişmiş ülkelerde sermaye, teçhizat, idari personel ve teknik uzman eksikliği en önemli meseledir.
‘
● … Biz, askeri paktlarımızı kurmayı ve sağlamlaştırmayı hedef alan tedbirlere devam etmeliyiz. Çünkü bu paktlar, herhangi bir komünist saldırısını ve ulusal hareketleri önlemekte faydalı olacaktır. Bundan başka Asya’da ve Orta Doğu’daki pozisyonlarımızı her yönden sağlamlaştıracaktır…
● … politik nüfuz garantileyecek genişlikte bir ekonomik yayılma planını Asya, Afrika ve diğer az gelişmiş bölgelerde uygulamak zorundayız. …Bizim askeri paktlarımıza çekmek istediğimiz ülkelere geniş ölçüde ve akıllıca ekonomik yardımlar yapmalıyız. …İkinci dönemde hem politik hem de askeri şart ve taleplerimizi kabul ettirme yolu açılmış olacaktır.
● … ülkeleri üç grupta toplamayı teklif ediyorum.
Birinci gruba; bizimle dost olan ve bize uzun süreli, sağlam askeri paktlarla bağlanmış olan antikomünist hükümetlerin iktidarda olduğu ülkeler. Bu ülkelere yapılacak yardımlar ve açılacak krediler öncelikle askeri nitelikte olmalıdır. (Oltaya Yakalanmış balığın yeme ihtiyacı yoktur. Emin Değer)
●…genişletilmiş askeri yardım, örneğin Türkiye’ye, bazı hallerde düşünülenin tersi sonuçlar verebilir.
Yani bağımsızlık eğilimini arttırıp, mevcut askeri paktları zayıflatabilir.
Bu tip ülkelere doğrudan doğruya iktisadi yardım da yapılabilir, ama bu ancak bize uygun ve bağlı hükümetleri iktidarda tutacak ve bize düşman muhalifleri zararsız bırakacak biçim ve miktarda olmalıdır.
İkinci gurup, tarafsız bir politika güden veya o eğilimi gösteren ülkeleri kapsamaktadır. Bu durumda, devlet yardımları ve kredilerin ağırlığı bu ülkelerde bizim için gerekli ekonomik koşulların yaratılmasına kaydırılmalıdır. …Bu politikanın temel hedefi, bu ülkelerde ekonomik ilişkilerimizin arttırılması sonucunda yerli ekonominin kilit noktalarını ele geçirmektir. Bu ülkelerdeki, özel yabancı sermaye yatırımlarını teşvik etmeyen hükümetlere karşı olan grup ve kişiler desteklenmelidir.
Üçüncü grup, daha sömürge halinde olan ülkeleri kapsamaktadır. …özel bir program dahilinde bu ülkelere daha fazla iktisadi yardım verilmelidir.
Her üç ülke grubuna da yapılacak geniş iktisadi yardımlarda, ABD’nin karşılık beklemeden yardım ettiği ve işbirliği yapmak istediğinde samimi olduğu izlenimi yaratılmalıdır. (*)
70 yıl öncesine ait bu öneriler ABD emperyalizminin temelidir ve Tom Barrack’ın söyledikleri de bu temeldedir.
*
Bu coğrafyadaki Demokratik Laik niteliğe sahip tek Ulus Devlet Türkiye Cumhuriyeti’dir.
Emperyalist işgali Ulusal Bağımsızlık Savaşı ile mağlup eden ilk ülkeyiz.
Emperyalizmi siyasi masada (Lozan) mağlup ederek tüm dünyanın Bağımsız bir Devlet olarak tanıdığı ilk ve tek ülkeyiz.
Ulusal Bağımsızlık Savaşımızla ve Kuruluşumuzla esaret altındaki ülkelere örnek olan ve dünyada Ulusal Bağımsızlık hareketlerine öncülük yaparak emperyalizmin planlarını bozan ilk ve tek ülkeyiz.
Doğaldır ki emperyalizmin hedefindeki bir ülkeyiz.
Ulusal Birliğimizi ve Ulusal Devlet yapımızı bozmak,
Demokratik Laik Cumhuriyeti yıkmak isteyenler,
Emperyalizmin amacına hizmet ederler.
*
Bilmeliyiz ki, emperyalistlerin hiç unutmadığı Türkiye Cumhuriyeti’ni var eden gerçekler, 106 yıl önce olduğu gibi bugün de geleceğimizi aydınlık kılacaktır.
“Savaş zaruri ve hayati olmalıdır. Milletin hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça savaş bir cinayettir” diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde,
Tam Bağımsızlık ve Ulusal Egemenlik temelinde kurulan,
“Biz kimsenin düşmanı değiliz! Yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız” anlayışıyla,
Kurucu temel politikası “Yurtta Barış Dünyada Barış” olan antiemperyalist bir ülkeyiz.
Bu gerçekleri yaratanlar, bizlerin iki üç kuşak öncemizdir.
Gerçeklerimize sahip çıkarak yan yana gelmek ve emperyalizmin bu insanlık dışı politikasına karşı Ulusal Birliğimizi korumak,
Ülkemizde, bulunduğumuz coğrafyada ve dünyada barışı sağlayacaktır.
(*) Emin Değer, Oltadaki Balık Türkiye 5. Baskı, s. 339)

YORUMLAR