Sisam Adası’nın Pagondas Köyü’nde, beyaz badanalı bir okul binası var.
Kapısı biraz yukarıda, birkaç basamakla çıkılıyor.
Sanki bilgiye ulaşmak için gündelik hayattan azıcık yükselmek gerekir der gibi…

Datça’nın Çeşmeköy’ünde de aynısı var.
1926’da, Cumhuriyet’in henüz genç bir cümle olduğu yıllarda yapılmış Atatürk İlkokulu…
Taşı Ege’den, oranı akıldan, dili sessizlikten geliyor.
İki bina, haritada ayrı ülkelerde görünüyor.
Ama mimaride aynı fikrin iki kez söylenmiş hali.
Sisam Adası Pagondas Köyü’ndeki ‘Dimotiko Scholeio Pagonda’ ile ‘Datça Çeşmeköy Atatürk İlkokulu’, 1920’lerin Ege’sinde aynı mimari aklın iki ayrı coğrafyadaki izdüşümüdür.
Bu akıl; kiliseden uzak, saraydan sade, ama geleceğe kararlı bir akıldır.
Her ikisi de süslü değil.
Ama vakur.
Çünkü bu binalar gösteriş için değil, yurttaş yetiştirmek için yapıldı.

Sisam’da okul, bugün hâlâ beyaz.
Zaman ona dokunmuş ama incitmemiş.
Datça’da ise Çeşmeköy Atatürk İlkokulu, uzun bir suskunluğun ardından yeniden ayağa kalkıyor.
Kaymakam Murat Atıcı’nın girişimleriyle, binanın özgün mimarisine sadık kalınarak yürütülen restorasyon, sadece bir onarım değil, bir hafızanın iadesidir.
Bu duvarlar, tebeşir tozunu, çocuk seslerini, ilk heceleri unutmaz.
Ege bir sınır değildir aslında.
Bir aynadır.
Bir yüzü Sisam’a,
bir yüzü Datça’ya bakar.
Devletler değişir, bayraklar değişir.
Ama okul mimarisi kalır.
Çünkü taş, ideolojiden uzun ömürlüdür.
Ve iyi yapılmış bir okul, hangi ülkede olursa olsun, aynı cümleyi söyler.
“Gelecek burada başlar.”

YORUMLAR