1 Mayıs, işçi ve emekçiler tarafından dünya çapında kutlanan, birlik, dayanışma ve haksızlıklarla mücadele günüdür. 2’ci Enternasyonal’in 1889’daki toplantısında Fransız bir işçi temsilcisinin önerisiyle kararlaştırılmıştır. Giderek Dünya çapında yaygınlaşmıştır.
Biz de ise, 1 Mayıs Emeğin Bayramı olarak ilk kez 1923’de resmi olarak kutlanmış, ancak bir yıl sonraki 1 Mayıs’ta tekrar yasaklanmıştır. 1935’ten itibarense “Bahar Bayramı” olarak kutlanmaya başlanmıştır. Bahar Bayramı adı altında yıllarca kutlanan 1 Mayıs, nihayet 1976’da “Birlik, Mücadele, Dayanışma” günü olarak DİSK’in öncülüğünde kutlandı. Oradaydık, muhteşem bir kalabalık ve coşku vardı. Hiçbir olayda olmadı.
Ama Türkiye’yi yönetenler, kalabalıktan, dayanışmadan, kaynaşmadan, hak arama mücadelesinden korktular. Daha 1 Mayıs 1977’ye 3 ay varken halkın kulağına önce fısıldadılar, sonra kamuoyu yarattılar, “Maocularla, TKP’liler“ birbirine girecek, ortalığı kan götürecek. Bunun bir provokasyon olduğu her halinden belli idi. Çünkü:
● 1 Mayıs 1976’da 500.000 emekçi toplanırken hiçbir şey olmadı. O günde Maocu ve TKP’li tabir edilenler oradaydı. Bir olay olmadı ve bir kişinin burnu kanamadı.
● Bu dedikodular yapılırken suçlanan taraflardan biri, diğerlerini Taksim Meydanına almayacaklarını açıkladı, diğerleri de biz alana gireceğiz dedi. Daha ilk günde provokasyon tutmuştu. Kendilerini Sosyalist Sol olarak tanımlayan ve bir kısım Sol hareketler arasında yaşanan çatışmalar, zaten dillendirilen provokasyonun temelini oluşturmuştu.
● Biz Dev-Genç kortejiyle alana girdik, konuşmanın başlamasından bir süre sonra silahlar patlamaya başladı.
● Herkes şahitti, silahlar iki yerde patlıyordu: The Marmara’nın üst katlarında ve Taksim Maksemi üzerinde. Oluşan panikle insanlar Kazancı yokuşuna ve Maksemin önüne sıkıştı. Yetmedi, panzerleri meydana sürdüler ki, insanlar iyice paniklesin. Bu panikleme sonucu gözlerimizin önünde panzerin bir kadın katılımcıyı çiğnemesini engelleyemedik. Kazancı yokuşu ve Makseminin önü ceset sokağına döndü. Yüzlerce yaralı da yerlerde yatıyordu.
Sonraki yıllarda uzun süre 1 Mayıs kutlamaları tekrar yasaklandı. Bugünkü iktidarın, sözüm ona demokrasiyi, özgürlükleri genişletme ve 12 Eylül Cuntacılarını yargılama adımları yaşandı. Bu adımlarla 2010 Referandumunu kazanmak istiyorlardı. O dönemde yetmez evetçilere “yapmayın, etmeyin” Cuntaların yeşertip, büyüttüğü “Siyasal İslamcı” bir hareket, ne Cuntacıları yargılar, ne de 1 Mayısları kabul eder. Dinletemedik. AKP iktidarı 2010 Referandumunu kazandıktan sonra, Cuntacıları yargı önüne çıkartmadı. Sadece göz boyamak için Referandum öncesi, 1 Mayısın resmi tatil olması için, yasa tasarısı hazırladı. 2009’da yasalaştırdı. 2010 ve 2011’de 1 Mayısları Taksim’de kutladık. 2013 yılında meydanı düzenleme bahanesiyle Taksim tekrar yasaklandı.
Yarın, yani 1 Mayıs’ta, Kadıköy Meydanında olacağız. Emekçilere omuz vereceğiz. Ancak Taksim Meydanı özgürleştirilene kadar da, mücadeleye devam edeceğiz. Örgütlü mücadele zaferin kendisidir. Örneği de, Doruk Maden İşçileri’nin zaferidir!

YORUMLAR