Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Hüseyin Saygılı
Hüseyin Saygılı

KILIÇDAROĞLU’NA VURMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ

Son dönemde Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden yürütülen eleştirilerin bir kısmı, ne yazık ki sağlıklı bir siyasal tartışmanın ötesine geçerek bilinçli bir linç kültürüne dönüşmüş durumda. Özellikle trol hesaplar eliyle yayılan bilgi kirliliği, kamuoyunu yanıltmayı ve siyaset kurumunu itibarsızlaştırmayı hedefliyor. Bu yöntemlerin kime hizmet ettiği ve nasıl bir amaca karşılık geldiği toplumun dikkatinden kaçmamalıdır.

Daha da düşündürücü olan, kendisini aydın ya da yazar olarak tanımlayan bazı isimlerin bu kirli dilin parçası haline gelmesidir. Oysa düşünce üretmenin ve eleştirinin temelinde sorumluluk, etik ve tutarlılık olmalıdır. Siyaseti kirleten bu üslup, uzun vadede sadece hedef aldığı kişilere değil, kamusal tartışma kültürüne de zarar vermektedir.

Unutulmamalıdır ki siyaset, kişisel husumetlerin ya da aşağılayıcı söylemlerin alanı değildir. Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanları, geçmişten bugüne kamuoyunda saygınlıklarıyla yer edinmiş isimlerdir. Elbette siyasal eleştiri yapılabilir, bu hem doğaldır hem de gereklidir. Ancak eleştiri ile hakaret arasındaki çizginin aşılması, siyasi ahlak açısından kabul edilemez bir noktadır.

Buket Müftüoğlu ve Mine Kırıkkanat gibi isimlerin son dönemde kullandığı dil de bu tartışmanın bir parçası haline gelmiştir. Oysa kamuoyuna mal olmuş konular üzerinden yapılan değerlendirmelerde, doğrulanabilir bilgiye dayanmak ve çarpıtmalardan uzak durmak esastır. Toplumsal hassasiyetleri kaşıyan, kimlikler üzerinden ayrıştırıcı ifadeler içeren söylemler ise kabul edilemez. Mine Kırıkkanat, sayın Kılıçdaroğlu ismi üzerinden “kılıç artığı” söylemi kabul edilemezdir. Mürekkebi bozuk olan kalemden doğru yazı bekleyemezsiniz. Irkçı söyleminiz, biliniz ki bir toplumu, bir inancı aşağılamaya dönüktür. Bu dil tehlikeli yollara meyleder.

Herhangi bir siyasi figür üzerinden, onun kimliği, inancı ya da aidiyetleri hedef alınarak yapılan genellemeler, yalnızca o kişiye değil, geniş toplum kesimlerine yönelmiş bir saygısızlık anlamı taşır. Bu tür söylemler, toplumsal barışı zedeler ve ortak yaşam kültürünü aşındırır.

Sonuç olarak siyaset kurumu, etik ilkeler ve saygı temelinde yürütülmelidir. Bilgi kirliliği üreten, trol saldırılarıyla yönlendirme yapmaya çalışan anlayışlara karşı net bir duruş sergilemek, demokratik sorumluluğun bir gereğidir. Siyasi aktörleri eleştirirken, bunu somut politikalar ve icraatlar üzerinden yapmak hem daha doğru hem de daha saygındır.

Unutulmamalıdır ki bugün kullanılan dil, yarının siyaset kültürünü belirler. Bu nedenle herkesin sözünü söylerken sorumlulukla hareket etmesi gerekir

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

18 − fifteen =

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER