Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

10 yıl sonra bulunan otopsi görüntüleri soruşturmanın yönünü değiştirdi

2016’daki otopsiye ait olduğu belirtilen ve daha önce ‘yok’ denilen kamera kayıtları, mezarın açılmasının ardından Adli Tıp Kurumu arşivlerinde ortaya çıktı. Yeni görüntüler ve alınacak örnekler, Ahmet Arif Denizolgun’un ölüm şekline ilişkin şüpheleri aydınlatacak.

2016'daki otopsiye ait olduğu belirtilen ve daha önce 'yok' denilen

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebiyle yürütülen soruşturmada, 2016’ya ait olduğu belirtilen otopsi görüntülerinin bulunması, dosyada yeni bir safhaya işaret ediyor. Daha önce Adli Tıp Kurumu (ATK) tarafından ellerinde böyle bir kayıt olmadığı yönünde verilen bilgi, mezarın açılmasının ardından ATK arşivlerinden çıkarılan medya dosyalarıyla değişti.

GÖRÜNTÜLERİN ORTAYA ÇIKIŞI

Soruşturma bürosu 24 Şubat ve 1 Haziran 2026 tarihlerinde görüntü kayıtlarını talep etmiş, kurum ilk yanıtında kayıt bulunmadığını bildirmişti. Ancak mezarın feth-i kabir işleminin yapıldığı gün savcılığa ulaşan yeni resmi yazıda, 2016 otopsisinin kayıt altına alındığı ve söz konusu görüntülerin USB bellek ile CD’ye aktarılmış olarak teslim edildiği belirtildi. Yazının ATK İstanbul Morg İhtisas Dairesi Başkan Vekili tarafından 18 Ağustos’ta imzalandığı kaydedildi.

DELİL BİLGİLERİ VE İTİRAZLAR

Kaynaklar, daha önce “kayıt yok” yanıtı verilen dosyada kayıtların sistemden silinmiş ya da ulaşılmaz hâle getirilmiş olabileceği yönünde değerlendirmelerin yapıldığını aktarıyor. Arşivlerdeki fiziksel ve elektronik depolama alanlarında yapılan taramada bulunan materyallerin savcılığa verilmesi, olası delil karartma girişimlerine ilişkin soru işaretlerini gündeme getirdi. Adli makamlar, görüntülerin soruşturma sürecine katkısını ve kayıtların saklanma sürecindeki sorumlulukları değerlendirecek.

AĞIR METAL BULGULARI

İlk otopsi raporuna göre 8 Eylül 2016 tarihli incelemede, ceset çürüme sıvısı örneklerinde baryum, arsenik, kadmiyum, nikel ve civa gibi ağır metallerin normalin çok üzerinde olduğu belirtilmişti. Bu bulgular, olayın doğal ölümün ötesinde toksikolojik bir boyutu olabileceği şüphesini güçlendiriyor. Mezar açma sırasında alınan yeni kemik, saç ve doku örnekleriyle yapılacak detaylı analizler, söz konusu metal yoğunluklarının kaynağı ve ölümle ilişkisini netleştirecek.

BOĞULMA ŞÜPHESİ VE ADLİ TIP İNCELEMESİ

Olay yeri tutanaklarında, Denizolgun’un boynunun sol alt bölümünde yaygın morarma ve ezilmeler kaydedilmişti. Bu bulgular, Adli Tıp Birinci İhtisas Kurulu’nu ağız ve burun kapatılmasına ya da boğularak öldürülme ihtimaline ilişkin değerlendirme yapmaya yöneltti. Otopsi görüntülerinin incelemesi, morarma izlerinin oluş şekli, uygulanan tıbbi müdahaleler ve otopsi sırasında elde edilen diğer bulgular bakımından önemli kanıt sağlayabilir.

Feth-i kabir işlemlerini adli heyet, uzman hekimler ve olay yeri inceleme ekipleri gözetiminde gerçekleştirildi. Alınan örnekler gerekli kayıtların ardından yeniden Karacaahmet Mezarlığı’ndaki mezara konuldu. Savcılığın yönlendirmesiyle yürütülen analizler tamamlandığında, elde edilen yeni bulgular soruşturmanın seyrini belirleyecek.

Dosya, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından titizlikle takip ediliyor. Hem görüntü kayıtlarının içeriği hem de yeni toksikolojik sonuçlar; ölüm nedenine, olası kast unsurlarına ve soruşturma kapsamına dair daha net bir tablo sunacak.