HABER/Sait TEMUR
Cumhuriyet Halk Partisi’nin “Seçilmiş Genel Başkanı” Özgür Özel, Nevşehir Ürgüp’e bağlı Mustafapaşa Beldesinde gerçekleştirilen halk buluşmasına katıldı.
“MUTLAK BUTLAN VE MUTLAK SULTAN HESABINI ALTÜST EDECEK HESAP, HER YERDE MİLLETİMİZİN GÖSTERDİĞİ BÜYÜK DAYANIŞMADIR”
Burada konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “Bugün buraya kalbi güzel, sözü güzel, insanı güzel, yöresi güzel Ürgüp’ümüzün Mustafapaşa’mızın yiğit, mert, yüreğinde vatan, millet, bayrak ve Atatürk sevgisi olan güzel insanlarıyla buluşmaya geldim. Hepiniz hoş geldiniz. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Elinde büyüdüğü anneannesi Selanik’te doğmuş, dedesi Üsküplü olan bir akrabanız olarak sizleri selamlamaya geldim. İl Başkanımız Bülent Bey’le beraber, İlçe Başkanımız Yasin kardeşimle birlikte. ‘Bu seçimlerde, seçimin son gününde bakalım burada, Mustafapaşa’da partiler nasıl gelecekler, son mitingleri kimler yapacak?’ diye konuşuluyordu” dedi. Özel, şöyle devam etti:

“BEN CUMHURİYET HALK PARTİSİ’NİN EVLADIYIM”
“Mustafapaşa’ya gelmek geçtiğimiz haftalarda gelmek, burada sizlerle bir arada olmak hep aklımızdaydı. Maalesef iki hafta önce partimiz çok haksız, hukuksuz bir kararla bir tartışmanın içine çekilmek istendi. Sonra duydum ki pek çok bölgede iddialı olduğumuz seçimlerde, üç beldede bir duygusal kırılma, ‘Ya sandığa gitsek, kazansak bu sefer Özgür Başkan Genel Başkan değil, başka manaya mı gelir? Sandığa gitmesek mi?’ diyenler olmuş. Dedim ki ‘Aman aman aman…’ Dün sabah erkenden Trabzon’a, oradan Gümüşhane’ye, Tekke beldesine, oradan hep beraber Erzincan üzerinden karayoluyla Tokat’a, orada Tokat’ın beldelerine, oradan Amasya’ya ve karayoluyla tekrar Çorum üzerinden buraya geldim. Yetiştim ve son söyleyeceğimi ilk söyleyeceğim. Ben Cumhuriyet Halk Partisi’nin evladıyım. Yapılmış son dört seçimin mazbatalı Genel Başkanı’yım. Son üç seçimde geçerli oyların tamamını almışım. Partide doğmuşum, partide büyümüşüm, partinin seçilmiş Genel Başkanı’yım ve size sormaya geldim. Beni seviyor musunuz? Partinizi seviyor musunuz? Beni seven yarın sandığa gidecek, Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy verecek. Söz mü? Burada haksızlık yapanları, hukuksuzluk yapanları, sizi üzenleri sevindirecek bir iş yapmayacağız. Biz yarın sandık başına koşup Mustafapaşa’ya hizmet edecek, onun beklentilerini karşılayacak bir belediye başkanı seçeceğiz.”
“VAHAP SEÇER VE MANSUR BAŞKAN’IN ELİ BURADA OLACAK”
“Bizim Mustafapaşa’da adayımız Ömer Boz. Buranın yerli evladı, bizim Ürgüp Belediye Meclis Üyemiz. Ürgüp Belediye Başkanımızın burası ile ilgili seçildikten sonra omuz omuza çalışacağı kişi. Biz Ali Ertuğrul Boz Başkanımla birlikte Ömer Başkanımızı size emanet etmeye geldik. Ömer Başkan dün çalışırken koşarken düşmüş, kolunu incitmiş. Size hizmet heyecanıyla koşarken düşmüş, kolunu incitmiş. İnşallah yarın sizin vereceğiniz görevle birlikte çalışmaya başlayacak, ben de sonuna kadar onun ve sizin destekçiniz olacağım. Ömer Başkan bir Mali Müşavir. Ömer Başkan, İş İnsanı. Ömer Başkan, Belediye Meclis Üyemiz. Belediyeciliği bilen, buranın sorunlarını bilen ve çözmek için azmetmiş birisi. Biz de kendisine elimizden gelen katkıyı yapmaya karar verdik. Sordum ona; ‘Projelerin ne? Ne yapacaksın? Mustafapaşa’ya birlikte ne yapacağız?’ diye. Çalıştılar, sizlerle paylaştılar. Ben turizmin ve tarımın ana meselesi olacağını; hem buraya referandumla bağlanan Ayvalı Köyü için, hem de Mustafapaşa için. Hem turizmde, hem tarımda çok önemli işler yapacağını ve bu konuda da kendisinin çok önemli yardımcıları olacağını biliyorum. Ömer Başkan tüm sokakları yenileyecek. Asfaltlar dökülecek, aydınlatmalar yenilenecek. Kooperatif sistemi ile 200 konut, 400 arsa üretilecek. Yürüyüş ve bisiklet yolu Ayvalı’yla, Mustafapaşa arasında yapılacak. Atatürk Tepesi Sosyal Tesisi, Mustafapaşa Kültür Merkezi ve Amfi Tiyatro’ya, spor alanlarına, hayvan barınağına kavuşulacak. Kadın kooperatifi yöresel ürünler için kurulacak ve tüm CHP’li belediyelerce desteklenecek. Güneş enerjisi yatırımları, Çarşı Meydanı projesi… Hepsini ilgili arkadaşlarla çalıştılar. İçme suyu kaynaklarının iyileştirilmesi, kaplıca tesislerinin bitirilmesi, üniversite ile işbirliğiyle tarihi alanların turizme kazandırılması ve Ürgüp girişindeki Asker Mezarlığı’nın hak edildiği gibi bir şehitliğe dönüştürülmesi… Hepsini projelendirdiler. Bu işi yaparken buranın kaynağı bir yere kadar yetecek ama geçtiğimiz günlerde buraya geldi. En önemli destekçiniz, Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanımız Vahap Seçer olacak. Bunun Mustafapaşa’ya sözünü veriyoruz. Ayrıca bir omuzumda, bu kırık omuzunda Vahap Seçer’in eli varsa; bu tarafında da Mansur Yavaş’ın eli olacak.”
“AK PARTİ BELDELERE TAKINTILI, VAATLERİ FOS ÇIKTI”
“Benim ömrüm köylerde, beldelerde, ilçelerde konuşma yapmakla geçti. Biz 2014 seçimlerinde ‘Yapmayın, etmeyin. Beldelere kıymayın, beldeleri kapatmayın’ diye dil döktük. Zaten burayı da 2013’te nüfustan dolayı kapattılar. Bu Adalet ve Kalkınma Partisi’nin bir numaralı takıntısı. Belde belediyelerine takıntılıdır. Hem hizmet etmez, çok bahane eder. ‘Küçük, küçük belediyeler. Hepsi bilmem ne. Büyükşehir yapalım da şöyle yönetelim…’ Hepsi fos çıktı. Gidin, Manisa’da 64 belde belediyesi vardı. Kapattılar, beldeleri mahalle yaptılar. Memnun olan bir Allah’ın kulu yok. Buralarda beldeleri nüfustan dolayı kapattılar ki niye kapanıyor, niye nüfus düşüyor? Hizmet yok, ilgi yok. Buraya önem vermek yok. Nüfus 2 binin altına düşüyor, beldeyi kapattılar. Sonra o günden beri dönüp de buraya bakmadılar. Buraya kim baktı? Siz baktınız. Baktınız ki iş kötü, köy oldunuz. Millet ileri gider ve köyler belde olur, beldeler ilçe olmak ister ve ilçeler büyümek ister, yatırım ister. Baktınız ki köy yaptılar sizi, harekete geçtiniz. Hep beraber belde statüsünü geri almak için çalışmaya başladınız. Doğru mu? AK Parti elinizden aldı sandığı, belde belediye başkanı seçme imkanını. Siz geri getirdiniz. Şimdi bugün büyük bir gayretle Mustafapaşa sandığı getirmiş, Ayvalı referanduma gitmiş ve buraya bağlanmış, sandığı getirmiş. Sizi bu duruma düşürenler şimdi ‘Yarınki sandıkta oyu tekrar bize verin’ diyor. Kapatan sizsiniz; burayı kapatan AK Parti’dir. Türkiye’de belde belediyelerini büyükşehirlerde mahalle yapan, büyükşehir olmayan illerde köy yapan AK Parti’dir. Burada sandığı elinizden alan, belediyeyi elinizden alan, belediye başkanını elinizden alan AK Parti’dir. Siz geri getiriyorsunuz, ‘Yarın gelip oyu bize verin ve bizim dediğimizi seçin’ diyorlar. Bakın sandık çok önemli bir şey, sandık.”

“ASFALTI GETİREN AK PARTİ DEĞİL SANDIĞI GETİREN SİZSİNİZ”
“Birazdan bahsedeceğim. Her yerde sandık önemli. Sandık demek, demokrasi demek. Patronun buradakiler olması demek. Bu otobüsün üzerindekilerin yüzünü size dönerse devam etmesi, sırtını dönerse ise sizin tarafınızdan gönderilmesi demek. AK Parti sandık fikrinin partisi değil. AK Parti tek adamın partisi, her şeye birinin karar vermesinin partisi. Ama biz Cumhuriyet’in, demokrasinin, seçimin, millet kimi seçiyorsa onun hizmet etmesinin, milletin istemediğinin ise gitmesinin partisiyiz. Şimdi Milliyetçi Hareket Partili, AK Partili, başka partilerden olan ve ‘Yarın acaba AK Parti mi kazanacak, yoksa Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayı Ömer Boz mu kazanacak?’ diye düşünenlere şunu söylüyorum. Bakın, sandık yoktu, kapandı. 2013’ten beri buraya ne yapıldı? Sandık geliyor, sandık gelmeden Ayvalı’yla Mustafapaşa arasına asfalt gelmiş. Asfaltı döken AK Parti mi? Yoksa asfaltı döken sandığı getiren sizler misiniz? Burada belde seçimi olmasa asfalt dökülür mü? Belde seçimi olmasa buraya gelip bakanlar konuşma yapar mı? Bir sağlıkçı gerekli… Orada koşu giden, pandemide biz ölmeyelim diye ölümü göze alan sağlık emekçilerine bir kocaman alkış. Oraya giden kahraman Türk Polisi Emre var. Türk polisine bir alkış. Bu ülke için kim hizmet ediyorsa; jandarması, askeri, polisi, infaz koruma memuru… Benim annem – babam gibi canım öğretmenlerimiz, tüm devlet memurlarımız… Devlete emek veren kim varsa hepsini çok seviyoruz. Hepsinin Partisi Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Hepsini çok seviyoruz. Diyeceğim şu. Şimdi ‘Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz’ diyorlar ya. Gerçekten Türkiye’de emekli kurtulmadan emekçi kurtulmaz. Emekli, emekçi kurtulmadan esnaf kurtulmaz. Çiftçi kurtulmadan kimsenin karnı doymaz ve gençler umudunu geri kazanmadan hiçbir şey başarılmaz. Onun için en doğrusu slogan, Cumhuriyetin ikinci yüzyılının en doğru sloganı; ‘Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz.’ Mustafapaşa’nın da en önemli sloganı… Yarın ayrı ayrı gidersek sandığa. Yani sosyal demokratlar ayrı, muhafazakar demokratlar ayrı, milliyetçi demokratlar ayrı giderse; yarın bu sandığı kaldıran, beldeyi kapatan Adalet ve Kalkınma Partisi geriye gelir ve sonra birinci hedefi yine bu belediyeyi kapatmak olur.”
“BAŞKANLARIMIZA BUNLARI YAPAN DEMOKRASİ DÜŞMANI”
“Onun için ben herkesi yarın sandıkta bir araya gelmeye, sandığa sahip çıkmaya, adayımıza sahip çıkmaya, yarın emaneti Cumhuriyet Halk Partisi’ne teslim etmeye davet ediyorum. Ben de ondan sonra Ömer Boz’u emanetiniz olarak görüp arkasında duracağıma söz veriyorum. Dedik ya ‘Bütün demokratlar bir arada.’ Kıbrıs’tan da bir demokrat gelmiş. Emin Uzun beyefendi, Kıbrıs’ta milletvekili. Buranın insanı. Ailesi var, kardeşi var, dostu var. O da gelmiş ve bazıları diyormuş ki ‘Emin Beyler şurayı destekleyecek, burayı destekleyecek.’ Emin bey de demiş ki ‘Ben de Ömer’in yanında duracağım. Bir elini kaldıracağım’ demiş. Buyursun gelsin. Çok teşekkür ediyoruz bu birlikteliğe. Emin ağabey diyor ki ‘Mustafa Kemal’in mayasını taşıyorsun.’ Ben Selanikliyim. Emin ağabey Selanikli, Ömer Boz da bizim kardeşimiz, size emanetimiz Selanikliler bunu böyle bilin. Değerli arkadaşlar, burada Mustafapaşalılar bu son günde ‘Nasıl olacak’ derken, buraya bakanlar gelmiş, mütevazi kalabalıklara konuşmuşken, biz buraya gelmişiz, partimizin miting saatinde miting alanını tıklım tıklım doldurmuşuz. Elinize, emeğinize yüreğinize sağlık. Ayrıca buraya gelen, göreve geldikten sonra Nevşehirli olduğunu hatırlayan, kendince birtakım şeyler söyleyen bakana sadece şunu söylüyorum; Biz demokrasi ve sandıktan yana insanlarız. Millete sorarız. Millet kimi seçerse baş tacı yaparız. Bugüne kadar milletin seçtiği bir belediye başkanına bizim partili değil diye hiçbir zaman kem gözle bakmadık. Ürgüp Belediye Başkanımızın eşi, yatılı okuldan ablam. Çok çalıştı, çok yoruldu, ona da bir kuvvetli alkış. Biz, hiçbir belediye başkanına kem gözle bakmadık. Öyle bir noktadayız ki diyorlar, ‘AK Partili 550 belediyeye soruşturma var, CHP’de 300.’ Ama AK Parti’den bir kişinin kapısına sabah giden yok, alıp götüren yok, gözaltı yok, tutuklama yok. Ailesine zulüm yok. Ama CHP’den başta Ekrem İmamoğlu, herkese saldırıyorlar. Sen bu memlekete seçim için, sandık için ne yüzle geldin? Seçilmiş belediye başkanlarına hakaret eden, iftiradan, onları görevinden uzaklaştıran, demokrasi düşmanı hadi oradan.”
“BU HESAPLARI ALTÜST EDECEK HESAP, SİZİN BİRLİĞİNİZDİR”
“Bir de biz geliyoruz buraya, bana diyorlar ki şu parti, biraz önce Demokrat Parti’nin Genel Başkanı, yakışıklı oğlu ve güzel kızıyla sarıldık, bir arada. Saadet Partisi, Yeniden Refah Partisi, MHP ve AKP bize fark etmez. Ben AK Parti’nin, burada sordum, seçim bürosu yokmuş. Seçim bürosuna gidiyorum, başarılar diliyorum, helallik istiyorum. Efendim Kıbrıs’tan vekilimiz var, sormam ‘Hangi partiden, nedir?’ diye. Kim varsa bu demokraside eğer kendi memleketinde bir şeyde birleşirse sarılırız, birlikte oluruz. Kem gözlere, ayrı tutanlara, ayrıştıranlara, düşmanlaştıranlara inat biz, savaşları birlikte kazanmış Türk milletinin birbirinden ayrılmayın evlatlarıyız. O yüzden bir yanda bizim partiye verilen mutlak butlan kararı, bir yanda ‘Bunları butlanla böleyim ki tepede mutlak sultan kalayım’ diye hesap yapanların hesabı. Ama bu hesapların hepsinin altüst edecek bir hesap var. O da şudur: Bizim birbirimize olan güvenimiz, sevgimiz ve dün 6-7 şehirde, sonra dönüp gelip bugün Çorum’da, burada ve yolundan geçtiğimiz her yerdeki bu büyük dayanışmadır. Sarayın hesaplarını altüst edecek şey Mustafapaşa’nın hesabıdır. Sizin birlik ve beraberliğinizdir.”

“ÖFKEYİ MÜCADELEYE ÇEVİRMEK LAZIM”
“Öfkenizi anlıyorum, kızgınlığınızı anlıyorum ama öfkeyi ve kızgınlığı bir enerjiye, bir mücadeleye çevirmek lazım. Onun için ben AK Parti’nin yarı kollarının kararıyla partiye butlan atandığında, içeriye polis girdiğinde, partiyi savunduk. Polisimize dokunmadık. Yaka paça dışarıya atıldık. Ama ardından çıktık ve bir yürüyüşe başladık. Atatürk’ün iki büyük eserinden birisinin binasından çıktık ama öbürüne, Cumhuriyet’in kalbine, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yürüdük. Ertesi gün 100 binler olduk, Anıtkabir’e yürüdük. Bu yürüyüş, partimizdeki yürüyüş, adalet içindir, partide sandığı getirmek içindir, ama esas yürüyüş, Türkiye’de sandığı getirmek ve Türkiye’yi kurtarmak içindir. Bu büyük yürüyüşe katılmaya var mısınız? Yeni mücadelenin parolası yürüyüştür. Pusulası millettir. Rotası 86 milyondur. Artık mesele birilerinin kendi hesaplarına, gençlerin geleceğini kurban etmek değil milletin hesabı için, gençlerin hesabı için gerekirse kendimizi kurban etmektir. Ben arkadaşlarımla birlikte gerekirse baş vereceğim ama baş eğmeyeceğim. Damla damla, köy köy, belde belde, şehir şehir yürümeye, iktidara yürümeye kararlıyız. Bu yolu benimle birlikte yürüyecek misiniz? O zaman yolunuz açık olsun, yolumuz açık olsun, adayımız Ömer Boz size emanettir. Onu size, sizi Allah’a emanet ediyorum. Yürüyelim arkadaşlar.”
