Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

ÖZGÜR ÖZEL İL BAŞKANLARI TOPLANTISINDA KONUŞTU

Ege Kritik/Sait TEMUR YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin

Ege Kritik/Sait TEMUR
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin genel merkezinde gerçekleştirilen ilk İl
Başkanları Toplantısına başkanlık etti.

ÖZGÜR ÖZEL: “MİLLETİMİZE 7 SÖZ, ÖRGÜTÜMÜZE 7 GÖREV VERİYORUM”

Toplantının açılışında konuşan YENİ Parti lideri
Özel, “Değerli il başkanlarım, kıymetli yol arkadaşlarım, milletimizin kurduğu YENİ
Partimizin yeni genel merkezine, bu çatı altındaki ilk İl Başkanları Toplantısına hepiniz
hoş geldiniz, şeref verdiniz. Sizler yeni partimizin 81 ilindeki kurucularımızsınız, kurucu il
başkanlarımızsınız ve temsilcilerimizsiniz. Bugün bu salonda Anadolu’nun ve Trakya’nın
derdini, tasasını, umudunu ve mücadelesini konuşacağız. Anadolu ve Trakya’nın
selamlarını getirdiniz ve sizlerle birlikte bundan sonra YENİ Parti’nin Türkiye’deki yeni
siyasetini konuşacağız” dedi. Özel, şunları söyledi:

“KENDİMİZDEN VE İL BAŞKANLARIMIZIN ZAFERİNDEN EMİNDİK”

“Bilinsin ki biz bu binayı Ankara’da tuttuk, Ankara’da kurduk ama ne bu binanın tapusu,
ne bu hareketin tapusu, ne YENİ Parti’nin tapusu hiçbirimizin üzerine değildir. Bu
partinin sahibi millettir, tapusu da Cumhuriyetimizi kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün
üstüne kayıtlıdır. Binamız açıldı, hepimize hayırlı, uğurlu olsun. Ama bugün bir bina
açılışından, bir toplantı salonundan, yeni bir adresten söz etmeyeceğim. Biz 24 Mayıs
günü hep birlikte arkamızda binaları, makamları, imkanları bırakarak yağmurun, dolunun
altında Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yürüdük ve yeni bir siyasetin kuruluşunu
başlattık. Elbette ki Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu, ‘baba evimiz’ dediğimiz
partimizde yepyeni bir anlayışla üç yıldır siyaset yapıyorduk. Değişim kurultayı’nda
kimimiz bir taraftaydık, kimimiz başka bir taraftaydık. Sabaha karşı biten kurultaydan
sonra sabahleyin il başkanlarımızla kahvaltıda buluştuk ve söze şöyle başladık. Dedik ki
‘Bu süreçte en karşımızda olan il başkanımız ve en yanımızda olan il başkanımız…’
Orada da söyledim, ‘İsim olarak söylüyorum’ diyerek rahmetli Ferdi’yi söyledim, Manisa
İl Başkanım. ‘Manisa İl Başkanı bana ne kadar yakınsa, şu andan itibaren tüm il
başkanlarımız o kadar yakın olacak’ demiştik. O günden sonra yepyeni bir anlayışla;
kaybetmeyi geride bırakan, yenilmeyi geride bırakan bir anlayışla yola çıktık ve aslında
yepyeni bir siyaseti son kurultaydan sonra hep birlikte gerçekleştirdik. Kalıcı ayrılıkları
geride bıraktık. ‘Sen o taraftaydın, ben bu taraftayım’ı geride bıraktık. Birbirimize kin
duymayı, nefret duymayı hiç düşünmedik ve kolkola girdik. En doğru adayları belirleme
mücadelesi verdik. Doğrusuyla, yanlışıyla ama ne yaptıysak iyi niyetle yaptık ve 31 Mart
günü sizler illerinizde sandıklara sahip çıkarken ve oy sayımı başlamak üzereyken ben
partinin her seçimde attığı bir mesajı bu sefer bambaşka hazırlamanın ve yollamanın
heyecanini yaşıyordum. Hepiniz şahitsiniz ki sandıklar açılmaya başladığında, daha
sandık sonuçları ortaya çıkmadan şöyle bir mesaj gelmedi. ‘Anadolu Ajansı, iktidara
yakın kanallar bilerek en kötü olduğumuz yerlerden haberler veriyorlar. kimse moralini
bozmasın ve sandığı terk etmesin. Islak imzalı tutanakları almadan kimse görev
yerinden ayrılmasın’ mesajına bizim artık ihtiyacımız yoktu. Biz sandıklar açılırken bütün
sandık görevlilerinin cep telefonlarına ‘Birazdan Türkiye’nin dört bir yanından çok güzel
haberler alacaksınız. Sakın bu haberlerin heyecanıyla görev yerinizi terk etmeyin, ıslak
imzalı tutanağı almadan asla oradan ayrılmayın’ mesajını atacak kadar kendinizden
emindik, özgüvenliydik ve sizin emeğinizden, sizin çabanızdan, sizin zaferinizden
emindik.”

“İKTİDAR NAMZETİ OLUNCA OLMAYACAK İŞLERE GİRİŞTİLER”

“Gelinen noktada biz arkada binaları, imkanları, makamları değil; biz arkada
kaybetmeye alışmayı, muhalefette olmayı, birbiriyle didişmeyi ve birilerine rakip, tehdit
olmaksızın bir görevde olma anlayışını bıraktık. İşte biz onu geride bırakınca ve biz
geride hiçbir arkadaşını bırakmayan, geride kimseyi bırakmayı kabul etmeyen bir
anlayışta Genel Başkan ve il başkanları, genel merkez ve Türkiye’deki Cumhuriyet Halk
Partisi’nin o dönemdeki tüm il ve ilçe başkanları, yöneticileri, örgütü, üyeleri bu fikirde
birleşince bizim artık iktidar için bir tehdit olduğumuz, yönetimi değiştirmeye niyetli
olduğumuz, geleceğin iktidar partisi namzeti olduğumuz algısı yerleşti. Buna karşı birileri
ellerinde bulundurdukları kamu gücünü kullanarak, maalesef yargıyı kullanarak,
savcıları kullanarak, hakimleri kullanarak olmayacak işler içerisine giriştiler. Baştan sona
hatırlatmayacağım ama ilk iş olarak Türkiye’nin en büyük ilçesine, Esenyurt’a operasyon
yapıp kayyım atayarak başladılar. 19 Mart’ta İstanbul Büyükşehir’e kayyım atama
niyetiyle terör soruşturması başlattılar. Aynı zamanda ‘Dünyaya derdimizi anlatamayız’
diye düşünüp bir yolsuzluk soruşturması icat ettiler. Yetmedi, ‘casus’ dediler. Yetmedi,
‘hırsız’ dediler. Ama sonuçta dünyanın, Türkiye’nin adını bilmeyip o şehrin adını bilen
bütün dünyanın gözünün önünde bile döndüler, dolaştılar ve İstanbul’un seçilmiş
iradesine kafa tuttular; İstanbul’un kendisine, milletin kendisine kafa tuttular. Mücadele
ettik. Yalanlarına, tertiplerine, kumpaslarına, iftiralarına teslim olmadık. Arkadaşlarımızı
geride bırakmadık, ailelerini yalnız bırakmadık. Bir büyük mücadeleyi hep birlikte
başlattık. Önce Saraçhane’de, takip eden günlerde kayyım püskürtüldükten sonra da
önce Maltepe’de, sonra her çarşamba akşamı İstanbul’da bir ilçede, her hafta sonu
sizlerin bir şehrinizde bir büyük mücadeleyi milletimizle kucaklaşarak, daha önce
niyetlenemediğimiz meydanlara sığmayarak, şehrin geçmişte doldurulup şimdi birilerinin
doldurmadığı ve kaçtığı meydanlarını doldurarak, taşıyarak bir büyük mücadeleyi hep
birlikte verdik. Ayrıca örgütümüze verdiğimiz sözü tuttuk, hep beraber partiyi daha
demokratik olarak nasıl yöneteceğimizi, daha iyi nasıl yöneteceğimizi taahhüt ettiğimiz
tüzüğümüzü öyle 600’e 600 ayrılmış, birbirine denk iki delege yapısı hiç değişmeden
sadece bir yıl sonra oybirliği ile değiştirdik.”

“HEP BİRLİKTE DEĞİŞTİRDİK”

“Hep beraber çalıştık. 81 ilde, ilçelerde defalarca il danışma kurulları, STK’lar, meslek
örgütleri ile çalışmalar, sendikalarla, iş insanları ile görüşmeler, sayısız ziyaretler,
dünyaya bakarak, Türkiye’yi doğru okuyarak 20 yıldır değişmeyen ki belki artık her yıl
revizyonlu konuşmak lazım Parti Programını hem Türkiye’yi nasıl yöneteceğimiz
iddiasını ortaya koyarak hem de kronikleşmiş tespitinde ortaklaşılmış sorunların nasıl
çözüleceğini somutlayarak yine büyük bir uğraşın sonunda hep birlikte değiştirdik. Bu
arada saldırılar, saldırılar, saldırılar, saldırılar sürerken yarışmalı kurultayımızdan sonra
aynı delegelerimizle 6 Nisan’da partiye de bir saldırı, partinin kapısındayken bir
olağanüstü kurultay yapıp o kurultaydan hep birlikte tek yumruk olarak çıktık. 21
Eylül’de İstanbul İl Başkanlığımıza hem kayyım atanıp hem bina saldırıya uğradıktan
sonra İstanbul delegeleri olmaksızın ve doğal delegeler olmaksızın yapılan bir
kurultayda yine tek yumruk olarak çıktık. Ardından olağan kongre takvimini başlattık.
Her mahalleye sandık koyduğunuz, mahalleden ilçeye, ilçeden ile, ilden Ankara’ya
bütün seçilmişler yenilendi, yeni baştan seçildi, yepyeni bir irada çıktı. Kumpasçıların
açtığı dava, mahkemede konusuz kaldı, kapandı. Bu sefer siyasi partilerin değil de
medeni hukukun alanı olan bir alanda yeni bir saldırı başladı. Saldırı devam ettirildi. Siz,
biz eğilmedikçe, bükülmedikçe Türkiye’yi yönetme iddiasını ifade ettikçe ve son
kurultayda güçlü kadrolar, iktidar yürüyüşü için görevlendirildikçe karşımızdaki kötülük
durmadı, durmadı, durmadı.”

“KURUMSAL KİMLİĞE SALDIRILDI”

“Maalesef bu kez partinin cumhurbaşkanı adayına, partinin belediye başkanlarına ve
meclis üyelerine, bürokratlarına yapılan saldırılar, son olarak partinin kurumsal kimliğine
yöneldi ve AK Parti yargısı, AK Parti’nin kara düzeninin yargı kolları başkanlığı,
partimizin Genel Başkanını, yöneticilerini değiştirip 6 yıl önceki bir kurultaya gidip partiyi
6 yıl seçimsizliğe de mahkum edip üst üste kazandığımız dört mazbatayı da yok sayıp
bildiğiniz süreci başlattı. Maalesef tarih önünde bazılarımız sınavdan geçemedi. Tarih,
siyasetçilere, insanlara sonra bakıp not vermek üzere sorular sorar. Şükürler olsun ki bu
salonda, bu salondakilerin yönettikleri şehirlerinde, ilçelerinde neredeyse tümüne yakın
olarak hep söylüyoruz, karpuzu ortadan böleceklerdi. Bir bütün olarak kalabilen ve
sadece sapından ayrışan bir anlayışla tarihin doğru tarafında durduk, durdunuz, tarihin
doğru tarafında duranlara selam olsun.”

“MİLLETİMİZ, ‘BİR YOL AÇIN’ DEDİ”

“Tarihin eğri tarafından kendilerine makam, mevki arayanlar geride kaldı. Onlar, tarihte
yarın sorulacak sorulara, verilecek cevap bulamamanın utancı içinde kalsınlar. Ancak
biz tarihin doğru tarafında duranlarız. 2 yıldır hazırlanan büyük kötülüğe, o büyük
kötülüğün ardından 2 ay süreyle önce genel merkezde, il binalarında, ilçe binalarında,
mahkeme salonlarında, sokaklarda hem direndik, mücadele ettik hem de yola düştük,
Türkiye’yi temsil eden 22 farklı şehirde istikamet sorduk, yol sorduk, yön sorduk. Ve
millet bir zaman sonra, ilk önce ‘Aman bırakmayın’ diyen millet, bir zaman sonra ‘Yeni
bir yola çıkın, yürüyün, arkanızdayız’ dedi. Bahsedebileceğiniz her türlü imkansızlığı
kendi zihninde yenmiş, kendi gönlünde de bu anlamda bize bir yer ayırmış olan
milletimiz, ‘Bir yol bulamıyorsanız yeni bir yol açın ve arkanızdan yürüyeceğiz’ dedi ve
hep birlikte o yeni yola çıktık. Hep beraber o yeni yolda atılması zor, atılması zaruri ama
geleceği kurtaracak ve eskiyi geride bırakacak yeni bir yolu kurduk, yeni partiyi kurduk.
Milletimize selam olsun.”

“TÜRKİYE’YE, MİLLETE YEDİ SÖZÜMÜZ VAR”

“Hepinize verdiğiniz mücadeleden dolayı helal olsun. Hep birlikte kısa zamanda çok
işler başardık. Bu geçmiş hatırlatması bu zaruri,tarih önündeki geçmiş hatırlatması bir
yana, bir daha da dönmemek üzere şimdi hep birlikte çok büyük işler başarıyoruz.
Türkiye’de tarihin en hızlı örgütlenme sürecini başarıyorsunuz. Tarihin en büyük üye
katılımını başardınız, başarmaya devam ediyorsunuz. Tarihin en büyük bağış
kampanyasını yürütüyoruz ve milletimizin büyük teveccühüne layık olmaya çalışıyoruz.
Şaka değil, bugünün iktidar partisi, üyesi ile övünen iktidar partisi, kurulduktan bir yıl
sonra 400 bin üyeye ulaşmışken yarının iktidar partisi, seçimden sonra iktidar partisi,
YENİ Parti 18 günde 600 bin üyeye ulaştı. Elbette bütün ihtiyaçlara yetmez, elbette eski
imkanları getirmez, elbette devletin bir yılda verdiğinin üçte biri bile değildir ama 539
milyonluk bir bütçeyle, ‘3 otobüsün olmasın ama bir tanesi olsun. Otobüsün benden’
dedi. ‘Mütevazı bir binan olsun ama o bina bizden, imkanları bizden’ dedi. ‘Araç lazımsa
araç, ne lazımsa biz sağlarız, kimseye muhtaç değilsin, ben senin arkandayım’ dedi. Ve
kurulmasına milletin karar verdiği, adını sokakta, hepiniz şahitsiniz ki ad arayamadık,
YENİ Parti dediler geçtiler, adını milletin verdiği, adını milletin koyduğu, bütçesini milletin
belirlediği YENİ Parti’nin şimdi artık bu çıktığı yeni yolda, iktidara doğru yürümek ve
omzumdaki yükün farkında olarak taşımak, arkasında duran milletin umutlarını boş
çıkarmamak dışında bir hedefi yoktur. Yola çıktık, yoldayız ve sizinle birlikte YENİ
Parti’nin iktidarını kurmak için yorulmadan yürümeye devam edeceğiz. Hepinize kolay
gelsin.”

“OYA HÜRMET EDEN BİR SİYASİ AHLAKI YERLEŞTİRECEĞİZ”

“Değerli başkanlarım bu toplantıda elbette örgütlenmemizi konuşacağız, sorunları ve
çözümleri konuşacağız. Ama bu toplantıda esas iki şeyi konuşacağız. Bunlardan bir
tanesi, iktidara gelmek için millete ne söz veriyoruz? Onu konuşacağız. İkincisi, bu
verdiğimiz sözü tutmak için bize ve size hangi görevler düşüyor? Onu konuşacağız.
Çünkü bir siyasi partinin iki büyük sorumluluğu vardır. Birincisi, millete nasıl bir düzen
kuracağını açıkça söylemek; ikincisi, o düzeni kuracak gücü, kadroyu, iradeyi açıkça
ortaya koymak. İşte bu yüzden milletimize bu toplantıda verilecek, ‘yeni’nin yedi sözü
vardır. Sizlere bu toplantıda verilecek, YENİ Parti’nin yedi tane görevi vardır. Türkiye’ye,
millete yedi sözümüzden birincisi elbette ki demokratik Türkiye. Yeni Parti siyasetin
işletim sistemini değiştirmeye geliyor. Eski nesil örgütlenme modelini terk ediyor. Üyeler
ve üye olamayanlar, gönlü partide olanlar ya da üye olmasa da bu partide gönlü
olanların söz sahibi olacağı, bütün karar alanlarında tek yetkilinin de partinin üyeleri
olacağı bir dönem başlatıyoruz. Gençler ve kadınlar siyasetin kapısında ya da vitrininde
beklemeyecekler. Karar masasında ve temsil mekanizmalarında hak ettikleri yeri
bulacaklar. Millet adına karar veren değil, milletle birlikte karar veren bir siyaseti
müjdeliyoruz. Partiler arasında serbest rekabeti, güvenilir seçimleri mümkün kılan ve
sonrasında millet kimi seçerse o seçilmişe itibar eden bir anlayışı taşıyoruz. Milletin
oyuna hürmet eden bir siyasi ahlakı yerleştirmek üzere yola çıkıyoruz. Türkiye kimlikler,
hayat tarzları, siyasi tercihler, eski kamplaşmalar üzerinden bölünmeyecek; bu gerilimler
üzerinden yönetilmeyecek. Bir partiye oy veren de vermeyen de iktidara oy veren de
vermeyen de Cumhuriyet’in eşit vatandaşı olarak görülecek. YENİ Parti, Türkiye ittifakı
anlayışı içinde Türkiye’nin bütün demokratlarının ortak çatısı olacak. Kutuplaştıran değil
birleştiren, dışlayan değil kucaklayan, kavga eden değil sorun çözen bir siyaset
kurulmakta. Kurulacak, yerleşecek, iktidar olacak. Milletimize birinci sözümüz budur.”

“MAHKEMEDE, GELİRDE, VERGİDE, SOSYAL HAYATTA ADALET…”

“Milletimize ikinci sözümüz, adil ve özgür Türkiye’dir. Mahkemede adalet, gelirde adalet,
vergide adalet, sosyal hayatta adalet. Adalet anlayışımız bu dört ayak üzerine
kurulacak. Yani hukuk önünde herkese eşit olacak. Adaletli bir gelir dağılımıyla
toplumda herkes refahtan hak ettiği payı alacak. Adil bir vergi sistemi ile vermesi
gereken verecek, vermemesi gereken vermeyecek. Herkes gelirine göre, adilane
şekilde vergilendirilecek ve sosyal hayatta adalet olacak. Hangi inançtan, hangi
kimlikten olursa olsun herkes kendini devlet karşısında eşit hissedecek. Basın özgür
olacak. Gençleri canından bezdiren yasakların bizatihi kendisi yasak olacak. Türkiye’de
sadece yasak getirmek yasak olacak. İnsanlar düşüncesini söylediği için ‘Başıma bir iş
gelir’ diye yutkunmayacak, susmayacak, sinmeyecek, geri çekilmeyecek.”

“MİLLETİN ZENGİNLEŞTİĞİ DÜZENİ KURACAĞIZ”

“Türkiye’ye ve milletimize üçüncü sözümüz, üreten ve zenginleşen Türkiye’dir. Üçüncü
sözümüz üretim ve refahtır bu yüzden. Türkiye yoksul bir ülke olmaya mahkum değildir.
Aksine Türkiye; yoksullaşması ancak özellikle yanlış yapılırsa olabilecek, aksi takdirde
zengin, güçlü ve eşit paylaşıldığında herkesin refah içinde olması gereken bir ülkedir.
Biz yoksulluğu yönetmeye değil, yok etmeye geliyoruz. Sanayide daha çok üreteceğiz.

Tarımda daha verimli ve daha çok üreteceğiz. Teknolojide daha ileriye gideceğiz.
Yatırımı, girişimciliği, ihracatı destekleyeceğiz. Sadece zenginleşip de bir kesimin
oradan aslan payını aldığı değil, milletin zenginleştiği bir düzeni sağlayacağız. Yardım
alan insan sayısıyla değil, yardıma ihtiyaç duyan insan sayısının azalmasıyla, onu
azaltmakla, günü geldiğinde artık onu bitirmiş olmakla övüneceğiz.”

“AB’YE TAM ÜYELİK TERK EDİLMEZ, ERTELENMEZ HEDEFTİR”
“Milletimize dördüncü sözümüz, güçlü ve güvenli Türkiye’dir. Sizi güvende tutacağız,
Türkiye’yi güçlü kılacağız. Cumhuriyetimizi, üniter yapımızı, ülkemizin bütünlüğünü ve
milletimizin güvenliğini her şeyin üzerinde görüyoruz. Savunma sanayimizi yeni
yatırımlarla güçlendireceğiz. Dış politikayı günlük siyasi hesapların değil, Türkiye’nin
uzun vadeli çıkarlarının alanı haline getireceğiz. Yabancı devletlerle kısa vadeli, şahsi
ilişkiler değil; milletin menfaatini önceleyen, uzun vadeli kurumsal ilişkiler kuracağız.
Orta Doğu’da kalıcı barışı savunmaya devam edeceğiz. Bölgesel kalkınmayı ve
komşularımızla işbirliğini önceleyeceğiz. Avrupa Birliği’ne tam üyelik konusundaki hedefi
vazgeçilmez, terkedilmez, ertelenemez bir hedef olarak görüyoruz. İktidarımızın ilk
aylarında yapacağımız deklarasyon, planlama ve harekete geçme ile iktidarımızın ilk
dönemi bitmeden Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne tam üye yapacağız. Milletimize verdiğimiz
‘güçlü devlet, güvenli Türkiye’, Avrupa’nın gücüne güç katıp, Türkiye’nin de Avrupa’nın
da güvenliğini artık pazarlık konusu yapmaktan çıkaracak.”

“KİMSEYİ ZORLUKLARDA ÇARESİZ VE GERİDE BIRAKMAYACAĞIZ”

“Milletimize beşinci sözümüz, kimseyi geride bırakmayan Türkiye’dir. Cumhuriyet Halk
Partisi, geçmiş dönemde siyaset yaptığımız, daha sonra ayrıştığımız noktada kalanı ve
geleniyle baktığımızda, ‘Arkadaşları geride bırak, Ankara merkezli siyasete gel.
Otobüsün üstünden in, miting yapma. Sokakta durma. Gel, partinin başında otur’
denilen, ‘Partinin başında 20 yıl otur, sana kimse karışmaz ama bu iktidarı değiştirmeye
çalışma’ denilen sözlere prim vermeyenlerin, kimseyi geride bırakmayıp hiç kimseyi
arkada bırakmayanların kurduğu partinin adı; YENİ Parti’dir. Nasıl kimseyi geride
bırakmadıysak YENİ Parti’nin yeni siyaseti de kimseyi geride bırakmayan bir devlet
yönetim anlayışına sahip olacaktır. Sözümüzün özü, gerçek sosyal devlettir. Hayatta
herkesin başına kötü şeyler gelebilir. İşinizi kaybedebilirsiniz. Hastalanabilirsiniz. Yalnız
başınıza yaşlanabilirsiniz. Bir anne çocuğunu tek başına büyütmek zorunda kalabilir. Bir
genç uzun süreler iş bulamayabilir. Sağlıklı bir insan engelli hale gelebilir. İşte sosyal
devlet tam da bugünlerde lazımdır. Biz insanları yardıma bağımlı hale getiren bir düzeni
reddediyoruz. İnsanı zor gününde ayağa kaldıran bir sosyal devlet inşasını
önemsiyoruz. Temel vatandaşlık geliri uygulamasını mutlaka hayata geçireceğiz. Asgari
ve insanca bir geri güvencesini her haneye sunacağız. Ev kadınlarına sigorta ve
emeklilik hakkı tanıyacağız. Kimseyi hayatın zorlukları karşısında çaresiz
bırakmayacağız. Kimseyi geride bırakmayacağız. Milletimize beşinci sözümüz, güçlü,
gerçek ve kimseyi geride bırakmayan bir sosyal devlettir.”

“NİTELİKLİ EĞİTİM, LİYAKAT VE GELECEK SAĞLAYACAĞIZ”

“Altıncı sözümüz ise evlatlarına gelecek sunan Türkiye. Sözümüz evlatlarımıza,
gençlerimize. Bugün anne ve babalarının en büyük kaygılarından biri şudur. ‘Benim
çocuğumun geleceği ne olacak? Biraz daha karamsarım. Gözüm arkada kalacak, bu
çocuğun sonu ne olacak?’ Çocuğunu okutuyor, üniversiteye gönderiyor, büyük
fedakarlıklar yapıyor. Ama sonra o genç iş bulamıyor. Torpili olmadığı için geride
bırakılıyor. Sonunda dönüyor, dolaşıyor ve ‘Fırsatını bulursam yurtdışına giderim, bir
daha da dönmem’ diyor. Biz bunu tersine çevirmek durumundayız. Nitelikli eğitimi
sınıfsal bir ayrıcalık olmaktan çıkaracağız. Üniversitelerimizi özgür, üniversitelerimizi
gerçekten bilimin merkezi kılacağız. Gençlerin aldığı eğitim ile bulacağı iş arasındaki
bağı kuracağız. Evlatlarımıza nitelikli eğitim, liyakat ve gelecek sağlayacağız. Kamuda
torpili ve kayırmacılığı kökünden kazıyacağız.”

“MAKAMLAR TAPULU MAL OLMAYACAK”

“Milletimize yedinci sözümüz, makamların emanet sayıldığı Türkiye. Bizim iktidarımızda
makamlar, tapulu mal olmayacak. Görev ve nöbet olacak. Dönem sınırıyla siyaseti
yenileyecek, yeni kadrolara ve gençlere yol açacağız. Kimse oturduğu koltuğa kök
salmayacak, makam geçici, millet kalıcı olacak. YENİ Parti, bütçesini milletin belirlediği,
bu yüzden şeffaflığın bizim için önemli olduğu bir partidir. Siyasi ahlak ve siyasi etik
vazgeçilmezimizdir. Bağışları ve harcamaları düzenli olarak milletimize duyuruyoruz.
Kuruluş kurultayımızda, kuruluşta kullanılan tüm bütçeyi bütün detaylarıyla hem
üyelerimizle hem de milletimizle paylaşacağız. Sonrasında da bugün olduğu gibi düzenli
bağışları düzenli aralıklarla, harcamaları da düzenli aralıklarla kamuoyuyla paylaşmaya
devam edeceğiz. Millete, ‘Bize güvenin’ demekle yetinmeyeceğiz. ‘Bizi denetleyin’
diyeceğiz. Milletin parasının olduğu her yere, milletin gözünü de koyacağız. İktidardan
ayrıldığımız gün, bizden sonra gelenlerin de aynı hukukla yöneteceği kurumlar
kuracağız. Çünkü bizim hedefimiz devleti ele geçirmek değil, bir daha kimsenin ele
geçiremeyeceği gerçek bir devlet düzeni kurmak. Makamların geçici, devletin ve milletin
kalıcı olduğu anlayışına sahibiz.”

“İLK GÖREV; DEVLETİ YÖNETMEYE HAZIR PARTİ OLARAK ÇIKMAK”

“Değerli yol arkadaşlarım, milletimize verdiğimiz yedi söz, örgütümüze de yedi görev
olarak karşımızda duruyor. Ben karşımda bu görevi almaya, bu görevi yönettiği illere,
yönetimlere anlatmaya, ilçelere anlatmaya ve alınan bu görevi yerine getirirken milletin
umutlarını ayağa kaldırmaya namzet kıymetli yol arkadaşlarım görüyorum. Birinci
görevimiz, iktidar kapasitemizi göstermektir. İlk görevimiz, milletin karşısına yalnızca
itiraz eden bir parti olarak değil, devleti yönetmeye hazır bir parti olarak çıkmaktır.
Türkiye’yi yönetmeye hazırız. Bunu tüm tutum, davranış, eylem ve söylemlerimizle
milletimize göstermeliyiz. Dilimizi ve davranışlarımızı yeni siyasetimizde ve YENİ
Parti’nin kendisinden beklenen yeni yaklaşımlarıyla uyumlu halde tutmak durumundayız.

Devletin ciddiyetini, milletin sorumluluğunu taşıyan kadrolarız çünkü bizler. Bizler ilçe
örgütlerimizle, il örgütlerimizle, binalarda, sokaklarda, etkinliklerde, nerede olursa olsun
disiplini, kararlılığı ve iktidarın yükünü taşıyacak sorumluluğu milletin gözümüzden
anlamasını, gözümüzde görmesini, bu anlayışı YENİ Parti’nin yeni anlayışını sadece ve
sadece size, yöneticilere, üyelere, kadrolarımıza baktığında anlamasını sağlayacak bir
anlayışa sahibiz. Birinci görevimiz, iktidar kapasitesini milletimize göstermektir.”

“PARTİ KAPILARI MİLLETE ARDINA KADAR AÇIK”

“İkinci görevimiz, kapıları milleti açmaktır. Parti binalarının kapılarını milletimize ardına
kadar açacağız. Sadece herkesi partiye üye olmaya davet etmek değil, üyeyi artık yeni
siyasette vaat ettiğimiz ve heyecanlandığı tüm yapıların içine sokmak, görevlendirmek,
orada o üretini sağlamak, hepinize emanet, en önemli görevdir. Mümkün olan tüm
mahallelerde, tüm ilçelerde, tüm illerde, mahalle meclislerini, ilçe ve il meclislerini büyük
bir kapsayıcılıkla, arzu eden kimseyi dışarıda bırakmayan, hatta kapasitesini bildiğimiz,
dışarıda kalmışları ısrarla çağıran, davet eden bir anlayışın sahibi olmalıyız. İl
Başkanlıkları, parti tabelamızın asıl olduğu yerler değil, milletin içine girdiği, sözünü
söylediği yerler olacak. Kendi seçmenlerimizle olduğu kadar bize oy vermeyen
seçmenlerle de konuşacağız. Kapsayıcılıktan ve farklı görüşlerden asla çekinmeyecek,
aksine gücümüzü oradan alacağız.”

“YENİ PARTİ HER İLDE ÇÖZÜMÜN PARÇASI OLACAK”

“Üçüncü görevimiz, her ilde çözümü hazırlamak ve çözümün bir parçası olmaktır. İl
örgütü yalnız etkinlik düzenleyen, afiş asan, basın açıklaması yapan bir yapı
olmamalıdır. Aynı şekilde ilçelerde, ilçelere bakış açımız da bu şekildedir. Bulunduğu
şehrin aklı olan, sokağı dinleyen, işçiyi, işvereni dinleyen, esnafla, çiftçiyle, memurla ve
emekli ile iletişimini bir an olsun koparmayan, meslek örgütlerini, sendikaları, akademiyi,
uzmanları, sivil toplumu mutlaka siyasetimize dahil eden bir yönetim anlayışını
illerinizde hayata geçirmenizi bekliyoruz. Bize yalnız şikayet getirmemelisiniz. İlinizin
sorununu getiriyorsunuz, ilinizin sorununa genel çözüm önerilerimizi biliyor,
tartışıyorsunuz. Ancak son dönemde yaptığımız Denizli, Diyarbakır, Gaziantep, Gebze
ve Kayseri’de iş insanları ile yaptığımız toplantılarda gördüğümüz odur ki sorunları
gayet iyi tespit ettiğiniz, çözüm önerilerinizin genel olarak kabul gördüğü ancak yerelde
o ilin, o ilçenin, o sektörün bizden spesifik, somut ve kendilerine özel çözüm önerilerini
de duymak istedikleri ve duyduklarında bu karar noktasında, siyasi tercihleri değiştirme
noktasında bu işin çok etkili olduğu ortadayken sizlerin en önemli görevi, içinde
olduğunuz, değiştirdiğiniz programımızı, bildiğiniz programımızı tüm üyelerimizin
bilmesini, o programın da bir hükümet programına evrilme aşamasında katkı
sağlayabilecek herkesin yerelde bu katkıyı vermesini ve bizim politikalarımızın seçim
zamanında gideceğimiz her ilçe, her il ve her sektör açısından somut, özgün şekilde ete
kemiğe bürünmesine katkı sağlamanızı öneriyoruz. Bu konuda güçlü kadrolar, heyetler,
çalışan başkanlıklarımız var. Ancak yerelden beslenmeyen hiçbir vaat, hiçbir taahhüt
yerelde beklenen etkiyi yapmaz. Bu konuda artık 81 ilin bilgisini Türkiye’nin hükümet
programına taşıyan bir iş birliği için örgütümüzü görevlendiriyoruz. Şunu unutmayalım,
sorunu en iyi anlatan, en iyi muhalefet olur. Ama çözümü hazırlayan iktidar olur. Biz
YENİ Parti’yi muhalefet partisi olarak değil, yapılacak ilk seçimlerden sonra Türkiye’nin
iktidar partisi olarak kurduk.”

“DEMOKRASİYİ ÖNCE KENDİ EVİMİZDE GÜVENLE KURMALIYIZ”

“Sizlerin dördüncü görevi, demokrasiyi önce kendi evimizde kurmaktır. Millete
demokrasi sözü veriyorsak önce kendimize bakacağız. Tüm üyelikler 26 Ağustos
tarihine kadar hızla sürdü ve bu üyelerimiz yapılacak ilçe seçimlerinde 26 Eylül
Cumartesi günü hepsi birden oy kullanarak İlçe Başkanlarımızı belirleyecekler. Eylül ayı
boyunca partimize katılacak tüm üyeler 17, 18 Ekim tarihlerinde yapacağımız İl
Başkanlığı seçiminde oy kullanacaklar. Eylül ile Ekim ayı boyunca gelecek tüm
üyelerimiz de hepimizle birlikte Genel Başkan seçiminde kendi il ve ilçelerde oy
kullanacaktır. İlçe başkanlığı seçimlerini bir günde yapacağız ilçemizde. İl Başkanlığı
seçimi, cumartesi günü adaylık şartlarını yerine getiren adayların, il merkezinde
toplanacağımız, tutulacak bir salonda kendilerini tanıttıkları projelerini anlattıkları ve
sizlerden oy istedikleri bir toplantı olacak. Ancak oy verme işlemi ertesi gün pazar günü
sabahın erken saatlerinden akşamın geç saatlerine kadar bütün üyelere açık olarak ilçe
binalarımızda, hatta temsilcilik ve varsa belde binalarımızda oy kullanma işlemleri
yapılacak. En yüksek katılımla ilçe başkanı seçecek, en yüksek katılımla il başkanı ve
en yüksek katılımla Genel Başkan seçimini yapacağız. Bugün atılan küçük bir adım ve
YENİ Parti’nin yeni bir adımı ama Türkiye demokrasisi için örnek, geriye atılamaz ve
hızla diğer siyasi partilere de yansıyacak, diğer partilerde talep yaratacak bir adım
olduğunu görüyor; halkta yarattığı heyecanı büyük bir memnuniyetle takip ediyorum.
Gücünü tüm üyeden alan ilçe başkanlarının ve gücünü tüm üyeden alan il başkanlarının
bundan sonraki süreçlerde örneğin il başkanları toplantısında tüm üyelerin oylarıyla
seçilmiş il başkanlarının partinin en önemli karar organlarından bir tanesi olması
kaçınılmazdır. Gücünü milletten alan, gücünü doğrudan alan ve atanmış değil seçilmiş,
şeklen ya da hazırlanmış bir delege tarafından değil doğrudan üye tarafından seçilmiş
ilçe ve il başkanlarının Türkiye demokrasisi açısından da çok önemli bir güvence
olacağı ve demokrasinin temel dayanağı olan milletten güç alan yöneticilerin hem
partimize hem Türkiye’nin geleceğine çok önemli katkılar sağlayacağını şimdiden
görüyor, bundan büyük bir heyecan duyuyorum. Gençlerin, kadınların siyasetin
kapısında beklemediği, o kapıdan güvenle içeri girdiği, her birinizin illerinizdeki üyelerin
kararlarına güvendiğiniz, il başkanının görevinin kendine bağlı bir örgüt kurmak değil,
doğru karar verebilen bir örgüt kurmak olduğunu kendi üyemize güvenmeden ‘Millete
güveniyoruz’ demenin bir manasının olmadığını ve demokrasiyi önce kendi evimizde
güvenle kurmamız gerektiğini bir kez daha not ediyoruz.”

“BİZ BİR MUHALEFET PARTİSİ KURMADIK”

“Örgütümüzün beşinci görevi, kibri siyasetten silmektir. Eski siyaset millete tepeden
bakan bir anlayışa sahiptir. Biz vatandaşla göz hizasında konuşanlarız. Şu anda
iktidarın esiri olduğu kibri siyasetten sileceğiz. Tevazuyu siyasetimizin tek hakimi
yapacağız. Patron millettir, siyasetçi milletin çalışanıdır. Bunun bilinciyle hareket
edeceğiz. Altıncı görevimiz ise en güçlü olduğumuz tarafımız olan yoldaşlık hukukuna
sonuna kadar sahip çıkmaktır. YENİ Parti’de herkes eşittir, herkes yenidir. Bu partinin
kıdemlisi, eskisi, imtiyazlısı yoktur. Hep beraber yeni bir yola çıktık. Bu yolda her birimiz
birbirimizi koruyacağız. Birbirimizin eksikliğini tamam edeceğiz, birbirimize güç
vereceğiz. Bir yoldaşlık hukuku içinde birbirimize bağlı kalacağız. Birimizin başına bir
şey geldiğinde hepimiz yardıma konuşacağız. Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için ve
hepimiz milletimiz için çalışacağız. Yoldaşlık hukukundan asla taviz vermeyeceğiz. En
önemli görev; YENİ Parti’nin örgütünden beklediği yedinci, tartışmayacağı ve olmazsa
olmaz gördüğü görev kazanmaktır. Kazanacağız. Biz girdiği ilk seçimleri kazanan
kadrolarız. Bunu kabul etmeyenlere direnen kadrolarız. Kurulan kumpasları bozan
kadrolarız. Biz ‘Otur, yenilgiyi kabul et; yenilmeye razı ol, makamını koru’ diyenlere karşı
makamı elinin tersiyle iten, yollara düşen, yeni yollar açan, iktidara yürüyen kadrolarız.
Bu yüzden asla ve asla kaybetmeyi, yenilmeyi kabul etmiyoruz. Biz bu partiyi bir
partimiz olsun diye kurmadık. Biz bu partiyi iktidar olsun diye kurduk. Biz bir muhalefet
partisi kurmadık, biz YENİ Parti’yi iktidar partisi olarak kurduk. Biz seçim geceleri
birbirimizi teselli etmek için bir parti kurmadık, kazanmak ve milletimize hizmet etmek
için bir parti kurduk. Biz YENİ Parti’yi Türkiye’yi yönetmek için kurduk. O yüzden tüm
görevlerin en önemlisi ve vazgeçilmezi kazanmaktır. Kazanacağız, kazanacaksınız,
Türkiye kazanacak.”

“KENDİMİZİ DEĞİL ÜLKEMİZİN YARINLARINI DÜŞÜNECEĞİZ”

“Değerli arkadaşlarım milletimize verdiğimiz yeni söz, örgütümüze verdiğimiz yeni görev,
bunların hepsinin sorumluluğu hepimizin omuzlarındadır. Bütün bu sözleri tutabilmenin
tek bir şartı vardır. Görevimizi yapacağız, layıkıyla yapacağız. Kendimizi değil partimizi,
kendimizi değil milletimizi, kendimizi değil ülkemizin yarınlarını düşüneceğiz. Biz iktidara
kimsenin evini yıkmaya gelmedik. Türkiye’nin bozulan düzenini onarmaya geliyoruz.
Yıkacağımız tek şey, AK Parti’nin kurduğu kara düzendir. Yoksulu daha yoksullaştıran,
yaşlıyı yalnızlaştıran, kadını evde unutan, çocuğun gelecek umutlarını karartan AK
Parti’nin kara düzenini yıkıp; YENİ Parti’nin umut dolu yeni düzenini kuracağız. Devleti
tamir edeceğiz. Adaletin terazisini dengeleyeceğiz. Ekonomiyi ve Türkiye’yi ayağa
kaldıracağız. Bunu yaparken bir kesimi öbür kesime galip getirmeyeceğiz. 86 milyonun
ortak geleceğini kuracağız. Bizim hesabımız milletimizin hesabıdır. Şunu unutmayalım.
Bizim rakibimiz farklı düşünen komşumuz değildir. Bizim rakibimiz yoksulluktur,
işsizliktir, adaletsizliktir. Bizim rakibimiz liyakatsizliktir, cehalettir, israftır. Yeni siyaset
diğerini düşman bilen bir siyaset olmadığı gibi yeni siyaset siyaset yapmak için bir düşmana ihtiyaç duyan siyaset de değildir. Şahısları, kişileri, partileri, grupları düşman bilmek; ötekileştirmek, uzaklaştırmak, kutuplaştırmak, şeytanlaştırmak, bunun üzerinden
kendi arkasını kalabalıklaştırmak Türkiye’nin bugünkü kara düzeninin işidir. Biz düşman
olarak kişileri, insanları, yapıları, partileri değil; yoksulluğu, işsizliği, adaletsizliği,
haksızlığı, hukuksuzluğu görüyoruz.”

“SAMİMİ SİYASETİN BİLİNCİNDEYİZ, SEL OLUP AKIYORUZ”

“Değerli il başkanlarım şehrinize döndüğünüzde deyin ki ‘YENİ Parti geliyor. Kavganın
tarafı olmaya değil, milletin tarafı olmaya geliyor.’ Şehrinize gidince deyin ki ‘YENİ Parti
geliyor. Makam almaya değil, sorumluluk almaya geliyor.’ Şehrinize gidince deyin ki
‘YENİ Parti geliyor. Devleti paylaşmaya değil, devleti millete geri vermeye geliyor. YENİ
Parti devletin esas sahibi olan millete kapılarını açmaya geliyor.’ Bir vatandaştan oy
istemeden önce onun derdini sormak, bir insana parti rozeti uzatmadan önce sıcak
elimizi uzatmak ve seçimin sandıkta kazanıldığını ama iktidarın gönüllerde kazanıldığını
bilmek bizim siyasetimizin en önemli anahtarı ve parolasıdır. Bu yüzden biz birlikteyiz.
Bu yüzden biz birbirimize inanıyoruz, birbirimize güveniyoruz. Bu yüzden sokağa
çıktığımızda kalabalık oluyoruz, çok oluyoruz. Yürürken insan seli olup akıyoruz. Çünkü
biz gönül almanın, samimi siyasetin, milletin kendisi gibi olanların partisi olmanın
bilincindeyiz.”

“BU YENİ TARİHİ YAZMAYA MİLLETİMİZİ DAVET EDİYORUZ”

“Henüz üyemiz olmayan tüm vatandaşlarımıza sesleniyoruz. YENİ Parti üyeliği herhangi
bir siyasi parti üyeliğinden çok farklı. Bu hikayeyi kimse dışarıdan seyretmesin.
Türkiye’de yeni bir tarih yazılıyor. Biz bu yeni tarihi yazmaya tüm milletimizi davet
ediyoruz. Bir Genel Başkan ve bir genel merkez binasından seslenen bir siyasetçi
olarak değil; 10 yaşında devlet parasız yatılı bursuyla yatılı okullara gitmiş ve orada
yetişmiş biri olarak, boğazından geçen her lokma bu devlete yaptığı hizmetin
sonucunda devlet tarafından ödenmiş biri olarak, iki emekli öğretmenin evladı ve
bahçıvan Abdullah Aga’nın torunu, Manisa Hacıhaliller Köyü’nde dokuz yaşından beri
tarlada çalışan, Hatuniye Camii’nin arkasındaki saksıcı Ahmet Amca’nın yanında
çıraklık yaparak esnaflığa başlamış, kendi mesleği olan, mesleğini kendi memleketinde
yapmış, sonra oranın başkanı, sonra Türkiye’nin başkanı, sonra siyasetin bir parçası,
bugün de sizin ‘Yürü, arkandan geleceğiz’ diyerek bir adım öne ittirdiğiniz için,
kendisiyle, çevresiyle, arkadaşlarıyla ilgili hiçbir beklentisi olmayan, tek hedefi Türkiye’yi
bir an önce düze çıkaracak iktidar değişikliğini gerçekleştirmek, vatanını, milletini,
bayrağını ve Atatürk’ü seven minyonların, 86 milyonun birbiriyle kucaklaşmasını ve
Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında yeni bir Cumhuriyet hikayesinin, herkesin eşit olduğu,
herkesin kendini bu devletin sahibi gördüğü, kimsenin geride kalmadığı, arkada
kalmadığı, hiçbir çocuğun hayata kapatamayacağı bir farkla geriden başlamadığı, anne
– babaların evlatlarına yoksulluğu miras olarak bırakmadığı yepyeni bir Türkiye için, 100
yıl önce hedeflenen, 100 yıl önceki hedeflerini tutturmuş, bundan sonra geleceği umutla
bakan, bölgesinin de Avrupa’nın da dünyanın da en hızlı büyüyen, en hızlı gelişen, en
özgür, en mürreffeh ve en mutlu insanlarının yaşadığı yepyeni bir Türkiye’yi kurmak için
bu yeni yola çıktık. Bu yürüyüşümüzde bize katılın, bizimle birlikte olun. Gelin, kadroları
seçin, tarihi geçin. Gelin, bizimle birlikte yürüyün, sizinle birlikte Türkiye yürüsün ve
Türkiye’nin yüzü gülsün. Tüm Türkiye’yi, milletimizi YENİ Parti’nin yeni binasından ilk İl
Başkanları Toplantımızdan saygıyla, sevgiyle, önünde saygıyla eğilerek selamlıyoruz.”