Üzerinde 11 yıl geçti. İŞİD dinci terör örgütünün düzenlediği intihar saldırısı sonucu, 33 insanımız katledilmişti. Anıları önünde saygıyla eğiliyorum. Katledilenler, Ezilenlerin Sosyalist Partisinin gençlik örgütlenmesi olan SGB üyeleri gençlerdi.
Tertemiz duygularla yola çıkmışlardı. Amaçları, Kobani’de İŞİD zülmüne uğramış ve Suruç’a sığınmış Kürt halkına yardım ve çocuklarına oyuncak götürmekti. Güzel düşlerle yola çıkmışlardı. Katledildiler. Ne saldırıyı yapanlar, ne ihmali görülen istihbaratçılar, ne de diğer devlet görevleri yargılandı. Sadece bir polis içeri alındı, ihmal suçlamasıyla 7.5 ay ceza aldı ve belli bir süre sonucu serbest bırakıldı.
TBMM’de verilen araştırma önergeleri de AKP ve MHP oylarıyla reddedilmişti. Tıpkı, Sivas, Ankara Gar katliamları, 15 Temmuz darbe girişimi gibi….dolayısıyla katliam hâlâ karanlıkta olmaya devam ediyor.
Devletin derinleri solu bir kez düşman ilan etmişti. Yıllar yılıdır, hep sol budanır, ezilir, katledilir. Tüm bunlara rağmen, ders çıkarabilmiş değiliz. Belkide sol en zor günlerini yaşıyor. Bölünme adımlarının hızlandığı bugünlerde…
Aklıma 29 Aralık 1991’de ön seçimle adaylaştığım yerel seçim geldi. 1989 yerel seçimlerini kazanmıştık. Tüm belediyelerde huzursuzluk var. Bu huzursuzlukta Kağıthanede nasibini almıştı. 1989’da yerel yönetimlerini ezici çoğunlukla kazanmamıza rağmen, Ekim 1991 Genel semlerinde 3’üncü olmuştuk.
Kağıthane belediye başkanımız tutturdu Ekim 1991 seçimlerinde aday olacağım. Evine gittim rica ettim “aday olma, halk bizden hizmet bekliyor” sözlerim üzerine, rahmetli beni severdi, dedi ki, Karaoğlan seni severim ama kararımı verdim, geri dönemem.
İkna edemediğime mi üzüleyim, olası bir seçimde işin başıma kalacağına üzüleyim, bu karışık duygularla günlerim geçerken, bir bilgi aldık, yine rahmetli olan bir meclis üyemizin, ihbarı sonucu aday olan başkanımızın istifa dilekçesi işleme koyulmuş, buna mı üzüleyim? Seçim kesinleşti. Daha 34 yaşındayım. Ön seçim sonucu ateşten gömleği giymek zorunda kaldım ve adaylığım kesinleşti.
Durum değerlendirmesi yaparken belediyelerin kötü yönetilmesinin getirdiği yıpranışı ve belediye başkanımızın görevinin daha 2’inci yılında vekil olmak için istifası, bizi çok yıpratmıştı. Bunları halka iyi anlatıp ve DSP’nin desteğini almayı tasarlarken, bir haber daha geldi, rahmetli Baykal’ın sağ kolu olan yine rahmetli Murat Yağan DSP’den aday olmuştu.

Bu bilinçli bir darbeydi. İşimiz daha zorlaştı. Belediyemiz başkan vekili DSP’ye aday yaptırılan ve çok yakın arkadaşını el altında destekliyor. Sarıldık her koldan. Sonuç olarak kaybettik.
Üzülerek ifade edeyim ki, sanki tarih tekerrür edecek. Bizim çektiğimiz acılara mı üzüleyim, iktidarı tepsi içinde tekrar sunacağımıza mı üzüleyim, insanımızın aç susuz, perişan oluşuna mı üzüleyim, hırsızların ülkeyi soymalarına mı üzüleyim? Şaşkınız! Bir zübük çıkıyor deprem sömürüsüyle milyarları götürüyor. Öbür yanda akıllanmayan bir sola mı ve yeni başka bir solun parti kurma girişimine mi üzüleyim?
Bu üzüntüler içinde umarım yeni çıkışlar buluruz. Böylelikle Suruç, Ankara Gar’da, 1 Mayıs’ta, Kahramanmaraş’ta ve daha yüzlerce katliamlarda ölenlerin ruhlarını daha fazla incitmemiş oluruz.

YORUMLAR