Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

SEFALETİN, AÇLIĞIN FOTOĞRAFI; “28.075 TL.”

Fikri Kalender Devrimci Emekliler Sendikası Genel Sekreteri AKP iktidarının, 10

Fikri Kalender
Devrimci Emekliler Sendikası
Genel Sekreteri

AKP iktidarının, 10 milyonu aşan kayıtlı ve kayıtsız asgari ücretli işçi ve bakmakla yükümlü oldukları ailelerini açlık sınırının altında bir yaşama mahkûm ederek 28 bin 70 kuruşluk yeni asgari ücreti ibretle izleyerek öğrendik.

Sefalet ücretini ballandıra ballandıra açıklayan sözcüler. ” işçileri enflasyona ezdirmediklerini, 86 milyon insana dokunduklarını ve yanlarında olduklarını ” anlatırken bile karşı mahallenin zeytin yağı gibi üste çıkan bezirganları olduklarını gösteriyor.

Bir de köseleye dönmüş suratlarıyla utanmadan, sıkılmadan söyledikleri sözlerin dışında söz söyleyip eleştirenleri “popülist” olarak tarif ediyorlar.

Aynı AKP iktidar sözcüleri yine Türkiye ekonomisinin dünyanın en büyük 11. ekonomisi olma yolunda hızla koşar adım ilerlediğini, hatta kişi başı 17 bin 900 doları aşan bir gelirle, üst gelirli ülkeler grubuna girmekte olduğunu övünerek açıklıyorlar.

Ancak burada sizcede açıkça birbiriyle çelişen iki durum söz konusu değilmi?
Düşünün; bir taraftan öyle bir ülkeyiz ki giderek zenginleşiyor ve dünya sıralamasında üst seviyelere tırmanıyoruz.

Diğer taraftan işçilerimize ancak açlık sınırının altında bir asgari ücret dayatıyor ve dört işleme takla atırarak asgari ücret verebiliyoruz.
Bu yaklaşımın bize hatırlattığı “BU NE PERHİZ NE DE LAHANA TURŞUSU” özdeyişi değil mi?

Şöyle ki; Ülke tıpkı Avrupa’nın gelişkin ekonomileri gibi “üst gelirli ülkeler grubuna” girmeye hazırlanıyor ama ülke nüfusunun yüzde 90’ın dan fazlası yoksulluk sınırının, her üç kişiden biri açlık sınırının altında gelir elde ediyor.

Ve bu ülkeyi yöneten AKP iktidarı Goebbels taktikleriyle Karayı Beyaz, Yalanı Doğru gibi gösteriyorlar.

Evet,sizce de bir tuhaflık yok mu bu iki açıklama da? Bir tuhaflık var gibi görünüyor olsada aslında hiçbir tuhaflık yok.

Şöyle ki; Açlık sınırının dahi altında bir asgari ücreti işçilere layık görenler, gelir dağılımını iyice bozanlar, yoksulluğu derin bir yoksulluğa dönüştürenler, ülke ekonomisinin muhteşem bir biçimde büyümekte ve gelişmekte olduğu algısı yaratarak asıl gerçeğin üzerini örtmeye çalışıyorlar. Tıpkı Muaviye’nin “Erkek deveye Dişi deve” dedirttiği gibi.

Sonuç olarak.
Dünya’da Sembolik bir ücretin ülkemizde ortalama ücret olarak görülmesi, emeği sömürenlerin, karlarına kar katanların tercihli politikalarıdır.

Özellikle sendikasız ve örgütsüz işçilerin başlarındaki bu beladan kurtulmaları kendi ellerindedir. Asgari yaşama mahkum olmak istemeyen işçiler elmanın sapı üzümün çöpü demeden sendikalı olmalıdır.

DİSK umuttur ve işçilerin ne zaman ne yapacaklarını, nasıl davranacaklarını öğrenmelerini sağlar. İşçiler birlikte güçlü olduklarının bilinciyle hareket eder ve haklarının mücadeleyle alınmasını sağlar.

ASGARİ YAŞAMA MAHKUM OLMA ! SENDİKALI OL DİSK’Lİ OL.!