Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ferzan Özer
Ferzan Özer

Kırık Ayna

Okumayı sevmeyen bir topluluk olduk.

Tarihi kitaplardan değil, doğruluğu tartışılır televizyon dizilerinden öğreniyoruz.

Osmanlıyı senaristten, ahlâkı reytingden soruyoruz.

Akşamları ekranda şato gibi evlerde yaşayan zengin ama mutsuz aileleri izliyoruz.

Gündüzleri ise aynı ekranlarda, aynı ülkenin bambaşka bir yüzü çıkıyor karşımıza.

Televizyonu açıyorsunuz…
Bir bakıyorsunuz herkes herkesle akraba.

Ama kim kiminle birlikte, kim kimin çocuğu, kim kimin vicdanı belli değil.

Enişte var.
Kayınvalide var.
Kayınpeder var.
Bir de rolü gereği her şeye şaşıran sunucu var.

Biz artık biz değiliz.

Aldatan çok.
Aldatılan çok.
Dedikodu daha da çok.

Ve işin en garip yanı şu ki bu programlar yıllardır ekranda, demek ki izleniyor.

Yani mesele sadece televizyon değil.

Mesele, ekrana yansıyan bir toplumsal gerçek.

RTÜK bazen bir kelimeye ceza kesiyor.

Ama aile kavramı gözetilmeksizin her türlü rezalet gündüz kuşağında serbest.

Çocuklar evde.

Yaşlılar evde.

Herkes aynı ekrana bakıyor.

Biz “aman kapatalım” diyoruz.

Ama başkası açıyor.
Biz izlemeyince, komşu izliyor.

Komşu izlemeyince, milyonlar izliyor.

Belki de artık şunu kabul edelim:

Bu programlar toplumun aynası.

Ama AYNA KIRIK.

Parçaları kesiyor, yüzümüzü çiziyor, yine de bakmaktan vazgeçmiyoruz.

Ne yapmalı?
Yasaklamak yetmiyor.

Susmak da yetmiyor.

Belki önce izlememeyi öğrenmeliyiz.

Sonra çocuklarımızla konuşmayı.
Ve ahlâkı ekranda değil, evde kurmayı.

Yoksa televizyonu kapatsak bile mesele açık kalıyor.

Kötülük saçan cehalet izlenince bağımlılık yapıyor;

kumanda, sigarayı yakan çakmak gibi…

Bir kez basınca dumanı herkes içine çekiyor.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER