Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Tevfik Kızgınkaya
Tevfik Kızgınkaya

Karanlığa İnat Işık Olabilmek

İnsanın ruhunu karartan bir dönemdeyiz.

İçerde bir devlet memuru, hem de öğretmen olan hadsiz bir sendika başkanının,

Riyakarca ve nankörce Cumhuriyetimize narkoz diyebilmesi,

İstanbul merkezli Silivri yargılamaları…

Zamlarla iyice ağırlaşan yaşam koşulları…

Sınırımızın dibinde ise film gibi süren bir “savaş”.
Roketler, yeni denenen bombalar, ölümler ve yıkımlar altında direnen ve yaşamlarını sürdüren, İranlılar.

Baş rollerde gözlerini kan bürümüş iki emperyalist cani,

Tehditlerle dolu birbirini tutmayan laflarla,

İstiyorlar ki herkes figüran olsun bu kanlı saldırıda,

Avustralyalı antropolog Dr. Raymond Dart’ın “Katil Maymun Teorisi’ni” (1) doğrularcasına…

*

Bu arada Trump’tan bizdeki tek adama övgü dolu sözler geldi.

Barış Terkoğlu’ndan öğrendik nedenini.

Türkiye’de yeni bir NATO kolordusu kurulacak,

İstanbul Boğazına ve Adana’ya bir NATO gücü konuşlandırılacak,

Topraklarımız ABD’nin emperyalist planlarının uygulama alanı olacak.

Ne acıdır ki, Milli Savunma Bakanlığı da doğruladı bu haberi,

“Montrö Sözleşmesi’nden taviz verilmesi söz konusu değil. Karargâh kurulum faaliyetlerine devam edilmekte olup sadece çekirdek personel atamaları yapılmıştır ve çokuluslu karargâh statüsü henüz onaylanmamıştır.”

*

Bu süreçte karar verecek olan  siyasi iktidarın,

Görmesi gereken, emperyalizmin girdiği yerde barışın ve huzurun kalmaz, elini verenin kolunu kurtaramaz.
Bilmesi gereken, 103 yıl önce emperyalistlerden kurtardığımız bu topraklarda Millet, bağımsızlığını ve egemenliğini başkalarına teslim edilmesini kabul etmez.
Yapması gereken, ülkemiz topraklarını emperyalist ABD’nin kışlası olmasına onay veremeyiz, demektir.

*
Söz konusu topraklarımız olunca,

Toprağına, suyuna, havasına, Akbelen Ormanlarına sahip çıkan,

İkizdere köylülerinin ve Esra Işık’ın mücadelesi,

Bu karanlık döneme inat, parlayan bir Işık oldu yurdunu sevenlere.

Esra Işık’ın tutuklanması ise,

Topraklarımızı tarla değil arsa gören,

Ormanlarımızı, doğamızı maden ocakları ile yok eden politikanın sahibi siyasi iktidarın gerçek yüzünü gösterdi Millete.
Siyasi iktidarın tek yetkilisi olan bir kişinin “kamulaştırma” kararı ile,

Köylünün toprağı, evi neyi varsa elinden alınıp, para kazansın diye bir şirkete teslim ediliyor.

Esra Işık’ın yaşadıklarını sorgulayan sözleri,

İktidarın topraklarımıza, halkımıza ve ülkemize bakışını ve neye değer verdiğinin de gösteriyor.

“Kaç zeytin var, yaz. Kaç ev var, yaz.

Biz sayıdan ibaret değiliz, bizim burada hayatlarımız var.

İki şirket için yasayı delmeye kalktınız onun da davası Anayasa Mahkemesi’nde.

Biz insan değil miyiz, biz yurttaş değil miyiz, bu topraklarda yaşamıyor muyuz, biz bu topraklarda üretmiyor muyuz? Biz hiç miyiz?”

Tevfik Koçak’ın paylaşımı, bu düzenin ana fikri gibi,

İnsanın kazandığı paradan değil, paranın kazandığı insandan korkulur.

*

Toprağına sahip çıkan Akbelen İkizdere köylüleri,

Ve haklılığıyla gülümseyerek karanlığa inat Işık olabilen Esra,

Cumhuriyetimizin kurucu önderi Mustafa Kemal Atatürk’ün “üreten köylü Milletin efendisidir” anlayışının en güzel bir örneğidir.

Ülkemizin ve Ulusumuzun geleceğine Işık olabilmek,

Yurttaşlık sorumluluğu ve görevdir, yurtsever olmanın da gereğidir.

  • İnsan atalarının hayatta kalma ve diğer türlere üstünlük sağlama mücadelesindeki saldırgan doğası, zekalarının ve fiziksel özelliklerinin evrimleşmesine neden olmuştur.

Not. Meslek örgütüm Ziraat Mühendisleri Odasının genel kurulu nedeniyle yazılarıma bir hafta ara vermek zorunda kaldım.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

two × two =

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER