Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Dursun Bulut’tan Ders Gibi Yazı..

Cumhuriyet Halk Partisi eski Parti Meclisi üyesi, İstanbul siyasetinin saygın

Cumhuriyet Halk Partisi eski Parti Meclisi üyesi, İstanbul siyasetinin saygın ismi ve partinin hafızası Dursun Bulut son yazısında partinin dününü ve bugününü değerlendirmiş.

İşte o yazı;

UMUDU BÜYÜTMEK!
Birkaç yıldır stres, keyifsizlik, ekonomik kriz, Dünya’yı yöneten oligarkların halka zulümü, say say bitmeyen olumsuzluklar, meğer insana ne çok yük bindiriyormuş!

Bu yükler, Türkiye insanını bir iktidar değişikliği kararını almaya vesile olacağına işarettir de aynı zamanda. Türkiye insanın %60’ından fazlası, bu iktidardan kurtulmak istiyor. O nedenle 75’inci mitingimize de sahip çıktı. Bu halkın elleri öpülür.

Yıllardır adeta yalvarıyorum, parti içindeki görüş farklılıklarını, hasımlığa, düşmanlığa dönüştürmeyelim. Partimizin hasımlığa değil, demokrasi içinde partiyi büyütmeyi amaçlayan görüşlerin rekabetine ihtiyacı vardır. Ne çare….parti içindeki kutuplaşma adeta grupları karşılıklı linçe itiyor.

Artık, bu gizlenmiyor da. 1996’dan sonra merhum Baykal denemişti, sadece kendini bitirmedi, partimizi 1999’da baraj altında bıraktı. Önceki ve şu anki genel başkanlarımızın destekçileri birbirlerine kıymaya başladı. Disiplin kurulları gerekli, gereksiz son sürat ihraçlar yapıyor. İhraç edilenler de meydan okuyor.

Bu anlayışlar çok denendi, daha önceleri Merhum Erdal İnönü’ye karşı denenmişti, sonra yarılmalar büyüdü.Hiç unutmuyorum, Merhum Baykal, “artık İstanbul’u başka bölgemizdeki insanlar yönetecek” sözüyle alenen ayrımcılık yapmıştı. Bunu giderek yoğun bir ihraç furyasına taşımıştı.

Buna paralel olarak da Merhum Erdal İnönü’ye yeniden parti kurdurtma çabaları da yoğunlaşmıştı. Bu gelişmelerle Türkiye’nin en demokrat insanına, sıradan kötülükle değil, manşetlerle kötülük yapılmıştı. Merhum Erdal İnönü başedemeyip, partilileri başbaşa bırakmıştı.

Bu yalnız bırakma, sonuç itibarıyla Sn.Murat Karayalçın’ın önderliğinde küçük SHP’nin kurulmasını da getirmişti. Sonra Sn.Ziya Halis’in genel başkanı olduğu EDP kurulmuştu. TDH Sn.Sarıgül, Memleket partisi de Sn.İnce tarafından kurulmuştu. Yel kayadan sürekli parçalar koparıyordu. Ama kopan parçalar ana kayadan koptuklarını, ana kayayı aşamadan başarılı olunamayacağını bir türlü göremiyorlardı.

Bu girişimlerde bulunanların çoğunun demokrasi diye bir derdi yoktu. Demokrasi derdi olanlarda ya engellendi, ya da ete kemiğe bürünmesi imkansızdı. Partimizde hizipleşme zirve yapmıştı. Şimdi herkese soruyorum? Biz ihraçlarla ya da partiyi kaderiyle başbaşa bırakmakla, mitinglere gitmemekle, “ya zaten bir avuçlar, gelmesinler, ayıklansınlar” diyenlerle, biribirimizi hasım görmekle nereye kadar gideceğiz? Partimizi bu anlayışla mı büyüteceğiz?

Hakaret eden, çamur atan, karalayan üyeler ihraç edilsin, eyvallah! Peki, düşünce belirten, uslubunda eleştiri yapanlar toptancı hesabıyla ihraç edilirse partimize ne yarar sağlayacak? Bu toptancı anlayıştan vazgeçilmeli, bunun kimseye yararı yok. Gün azalma günü değil, gün yanlışları söyleyerek ve de düzelterek birleşme günüdür.

#GünDemokrasiyiBüyütmeGünüdür!