Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

CHP’DEN ADALAR’DA TARİHİ MİTİNG

HABER/Sait TEMUR “Eninde sonunda biz kazanacağız” Cumhuriyet Halk Partisi Genel

HABER/Sait TEMUR
“Eninde sonunda biz kazanacağız”
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Adalar’da Millet İradesine Sahip Çıkıyor Mitingi’ne katıldı.

Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, burada yaptığı konuşmada, “Denizin ortasında parlayan Cumhuriyet’in yıldızına geldik. Güzel adamıza, Adalar’a geldik. ‘Kışın olmaz’ diyenlere inat, ‘Yahu Adalar’da miting mi olur?’ diyenlere inat, ‘Bir avuç insana konuşursun. Her miting kalabalık oluyor, Ada’da da olmayıversin’ diyenlere inat bu meydanı tıka basa dolduranlara, sığmayanlara, seçtiğine ve seçme hakkına sahip çıkanlara, her türlü adaletsizliğe karşı 88’inci eyleme koşanlara selam olsun, selam olsun Adalar’a. Hepiniz hoş geldiniz. Bu akşam buradaki varlığınız, dayanışmanız, omuz omuza, kol kola, burada bu eyleme koşmanız her şeyden değerli” dedi. Özel, şöyle devam etti:

“ERCAN BAŞKAN, ADALAR’IN GÜVENİNİ BOŞA ÇIKARMADI”

“Bu güzel ilçe dört dönemdir partimizin belediye başkanları tarafından yönetiliyor. Sizlere layık olmaya çalışıyoruz. Benim Adalar’la ve Ercan Akpolat’la ayrı bir hukukum var. Geçtiğimiz dönemlerde Adalar’da çalışmaya geldiğimde hep bana ‘Ada’da oturan, Adalı olan, Ada’yı bilen, Ada’da yüzen, Ada’da koşan, Ada’nın havasını soluyan belediye başkanı istiyoruz’ diyorlardı. Ben de hep diyordum ki ‘O gün gelsin, dilim döndüğünce ve elim erdiğince sizin için bu talebi dile getireceğim.’ O gün geldi, bir baktık Genel Başkan’ız. Öyle olunca İlçe Başkanımız olan, yıllardır Ada’da büyüyen, Ada’da koşan, Ada’da yüzen ve sizinle bu havayı soluyan, buranın sorunlarının çözümü için de fırsat kollayan, her seferinde onun için çabalayan Ercan Akpolat’ı hiç düşünmeden aday gösterdik. Sizler de yüzde 56’lık rekor oyla seçtiniz. Hepinize teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun. Ercan Başkan sizin güveninizi boşa çıkarmadı. Benim güvenimi de boşa çıkarmıyor. Hem İstanbul’un neresinde bir Cumhuriyet Halk Partili bulunması gerekiyorsa ama seçtiklerimize, yol arkadaşlarına sahip çıkarken Çağlayan’da, Silivri’de; parti saldırı altındayken baba evinin önünde ya da gece mitinglerinde, Ercan Başkan her yerde. Gün boyunca da Ercan Başkan neredeyse uyumadan, tam zamanlı bir mesai ile emeğini buralara veriyor. Buranın imkanları kıt ve zorlukları var. Bütçe zorlukları var. Hizmetle ilgili zorlukları var. Ama hem Ercan Başkan’ın, hem de Ekrem Başkan’ın burada Ada’ya sahip çıkmakla ilgili önemli bir iradeleri var. Öyle olunca örneğin bakıyorum ‘Neler oluyor Ada’da?’ diye. Ağzımızdan çıktı, örnek gösterdik. Adalar’daki biri hariç tüm okullarımıza ücretsiz su sebillerini koydu. Yani artık zenginin çocuğunun teneffüste koşup kana kana iyi su içtiği, yoksulun çocuğunun tuvalet çeşmesine ağzını dayadığı dönem bitti. Cumhuriyet Halk Partisi var. Ercan Başkan var. Hiç olmazsa okul suyunda eşitlik var.”

“ATATÜRK SEVGİSİNDE BİRLEŞEN ADALAR İTTİFAKI’NA TEŞEKKÜR EDİYORUM”

“Ekrem Başkan’ın desteğiyle benim de çok istediğim Adalar’a yakışır bir belediye hizmet binasının inşaatı hızla sürüyor. Bir yandan burada buranın imkanlarıyla çalışılırken, bir yandan da İstanbul Büyükşehir’in 273 haneye sosyal destek amaçlı nakit desteği sürüyor. 234 haneye İstanbul Kart düzenli nakit desteği sağlıyor. 140 anneye Anne Kart hizmeti veriyor. 333 öğrencimize eğitim desteği veriyoruz. Genç Üniversiteli bursundan 158 Adalı öğrenci yararlanıyor. Adalar’da 297 milyon liralık altyapı yatırımı yaptı İstanbul Büyükşehir Belediyesi. 2 kilometre atıksu, 15 kilometre içme suyu hattı döşendi. 250 İETT aracı ile Büyükada ve Heybeliada’da garajlar kuruldu. Pendik – Tuzla – Adalar ve Maltepe – Adalar deniz hatları açıldı. BELTUR tesisleri açıldı. Plajlar kamusal alan oldu. Taş Mektep, çok sayıda park restore edildi. Bunların hepsi hem Ekrem Başkanımızın, hem de Ercan Başkanımızın el ele, omuz omuza Ada’ya verdikleri sözü tuttukları için oluyor. Her ikisine de teşekkür ediyoruz. Tabii Ekrem Başkan’ın yokluğunda Nuri Arslan ve Adalar Belediyemizin en büyük destekçisi olarak Adalar ilçe örgütümüze ve burada görünüşü ne olursa olsun Adalar İttifakı’nda olan, yani demokrat olan, birlikten ve beraberlikten yana olan, şanlı bayrağımız ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk sevgisinde birleşen tüm Adalar İttifakı’na yürekten teşekkür ediyorum.”

“BU KÖTÜLÜĞÜ BOZGUNA UĞRAMIŞ İŞGAL ORDUSU YAPMAZ”

“Tabii bir yandan yapılanlar gündem, bunlar konuşulsun ve duyulsun istiyoruz. Bir yandan da Türkiye’de satılanlar gündem. Geçtiğimiz günlerde Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, Plan ve Bütçe Komisyonu Sözcümüz Veli Ağbaba’nın gündeme getirdiği bir husus vardı. Sordu, yanıt alamadı. Sordu, sıkıştırdı, kaçamak cevaplar aldı. Sonra Bloomberg bunu haber yaptı, kaynağına ulaştı, İngiliz firmalardan bahsettiği. Yine yalanlanmadı.

Şimdi yavaş yavaşdoğrulanıyor. Öyle bir noktaya geliyoruz ki en önemli varlıklarımızdan bir tanesi yani birinci köprü ve ikinci köprü ile yedi tane otoyolu satmaya kalkıyorlar. Hem de nasıl satmak… Bu ‘Satacağız’ dediklerinin yıllık geliri 600 milyon dolar. Yüzde 98 kar. Yüzde 2 sadece bakım ve onarım masrafı. 600 milyon dolarlık yerin, sadece 3 milyar doları hemen almak için 25 yıllık gelirini bırakıyorlar.

Öyle bir iş ki bakın zaten birinci yılı normal alacaksın. İkinci yılı gelecek sene alacaksın. İktidarın bitecek. İki yıl ve iktidarın bitecek. Sonraki üç yılın parasıyla CHP iktidarında kazanılacak parayı peşin vermek karşılığında, yani şunu söylemek istiyorum; köprüleri özelleştirmese bu senenin ve gelecek senenin parası zaten bu hükümette. ‘Onun üstüne üç yıllık parayı daha veren olursa’ diyor, beş yıllık para 3 milyar dolar. ‘Varsın, 25 yıl bu gelirler başkasının olsun’ diyor AK Parti.

Bu kadar büyük kötülüğü, bozguna uğramış işgal ordusu yapmaz bir memlekete. Kaçarken yapmaz, giderken yapmaz. Bir memleketin altın yumurtlayan tavuğu, iki yumurta evvel almak için ellere satılmaz. Yapılan belli. Bunca yılın sonunda ekonomi çöktü. Seçim ekonomisine para lazım. 3 milyar dolar gibi bir kaynak için memleketin 25 yıllık muhteşem bir gelirini peşkeş çekmeye kalkıyorlar. Buradan canlı yayında hatırlatıyorum. Erdoğan, bunları 2012 yılında da satmaya kalkmıştı. Büyük itirazlar olmuştu. O köprülere ve otoyollara 5,7 milyar dolar teklif edilmişti. Erdoğan ‘7 milyar dolardan aşağıya olursa satmak vatan hainliği’ demişti. Şimdi 7 milyar dolardan aşağı satmaya ‘vatan hainliği’ dediği yerde 3 milyar dolara köprüleri vermeye kalkıyor. Vatan hainliğini ikiye katlıyor.”

“KÖPRÜDEN 300 LİRAYA GEÇMEK İSTEMİYORSANIZ KARŞI ÇIKIN”

“Olacağı söyleyeyim. Önce şunu söyleyeyim. Onlar satmakta kararlı olabilir, biz de bu konuyu vatandaşa anlatmakta, yapılan ihanetin boyutlarına anlatmakta asla geri durmayacağız. Önümüzdeki günlerde şunu söyleyelim… Bugün bir çalışma geldi. Vatandaşın farkındalığı. Köprülerin ve otoyolların satılacağından haberdar olanların oranı sadece yüzde 40. Milletin yüzde 60’ı bilmiyor. Ama yüzde 40’ın yüzde 90’ı karşı. Onun için bunu bütün örgütümüze ve İstanbul’u seven, Türkiye’yi seven her birinize emanet ediyorum. Bunu duyan kalmasın. Duyduk, duymadık demeyin; Erdoğan geleceğimizi satıyor. Engelleyin, engelleyin. Bunun için İstanbul örgütümüz herkese duyurana kadar etkili bir kampanya yapacak. Sadece İstanbul’da değil, 81 ide bu kampanyayı yapacağız, millete başına gelmekte olanı göstereceğiz. Öncelikle şunu söyleyeyim. İzmir – Çeşme Otobanı 103  kilometre. Geçiş ücreti 53 lira. Bu rahmetli Özal’ın, Semra Hanım’a ‘Haydi Semra bir kaset koy da keyfimize bulalım’ diyerek açtığı devletin parasıyla yapılan otoyol 103 kilometre. Bugün 53 lira. Ama Erdoğan’ın açılışını yaptığı, Ulaştırma Bakanı’yla makam aracını kullanıp poz kestiği otoyolun İzmir’den Akhisar’a kadar 100 kilometrelik kısmı şu anda 365 lira. Bir tarafta 53 lira, bir tarafta 365 lira. Bu şartnameyle, hazırlandıkları çok kötülükle, bunu sattıklarında İzmir – Çeşme Otobanı aynen 365 lira. Yani her birisine altı – yedi kat zam gelecek. Buradan söylüyorum, 59 liraya geçilmekte olan Boğaz Köprüsü’nden 300 liraya geçmek istemiyorsanız karşı çıkın. Bu arada rahmetli Demirel’in yaptığı köprü 59 lira, rahmetli Özal’ın yaptığı köprü 59 lira, Tayyip Erdoğan’ın yaptığı köprü 995 lira. Geçiş ücreti. Bunları söylemek boynumuzun borcu.”

“EMEKLİDEN, MEMURDAN YÜZDE 4 ÇALDILAR”

“Bir diğer yandan büyük bir mücadele verdik, vermeye de devam edeceğiz. Ama hep birlikte takip ediyoruz. Şu anda en düşük emekli maaşı 20 bin lira, asgari ücret 28 bin lira ve çiftçilerin Türkiye’deki ortalama geliri 19 bin 700 lira. Bugün açlık sınırı 31 bin lira, yoksulluk sınırı 102 bin lira. Yani beş emekli bir araya gelse birisini yoksulluktan kurtaramıyor. Beş emekli birleşiyor, yoksulluk sınırının üstüne çıkamıyor. İlk kez asgari ücret ilan edildiği gün açlık sınırının altındaydı, bugün açlık sınırının 3 bin lira altına düştü. Öyle bir düzenle karşı karşıyayız ki TÜİK’e göre enflasyon yıllık yüzde 30,65 oldu. Aralık ayında zamları durdurdular. Ölçümü gizlediler. Etikete başka tarafından baktılar. Enflasyonu çok düşük çıkardılar. Ne oldu? Emekliye verilecek maaştan yüzde 4 çaldılar. Ne oldu? Devlet memurların cebinden yüzde 4 çaldılar. Ocak gelince zamları yaptılar. Fiyata baktılar, TÜİK’egöre bile Ocak ayı enflasyonu yüzde 4,8 oldu. Ne demek yüzde 4,8? Bakın yüzde 4,8, 100 ülkenin yıllık enflasyonundan fazla. Buradan, Adalar’dan bütün Türkiye’ye sesleniyorum. Dünya enflasyonu yenilendi. Dünyada enflasyon diye bir dert kalmadı. Millet yüzde 2 enflasyonu dert ediyor, bizde yüzde 4,8 aylık. Dünyada 100 ülkenin enflasyonu yıllık yüzde 4,8’in altında. Avrupa Birliği’nin enflasyon ortalaması yüzde 2. O yüzden size diyorlar ya ‘Enflasyon dünyanın sorunu.’ Vallahi yalan. ‘Hayat pahalılığı her yerde var.’ Kuyruklu yalan. Avrupa’da enflasyon birincisiyiz. Dünyada gıda enflasyonunda üçüncü sıradayız. Savaşan ülkelerden, işgal altındaki ülkelerden, savaşın ve yıkımın ardından perişan olmuş ülkelerden daha yüksek enflasyonumuz var. İsrail’den – Filistin‘den, Ukrayna’dan – Rusya’da yüksek enflasyonumuz var. Onun için Türkiye kötü yönetilmektedir. Türkiye’de beceriksiz, basiretsiz, enerjisi kalmamış, yönetme yeteneği bitmiş bir iktidar vardır.”

“BİR SEÇİM KAYBEDİP MIZIKÇILIĞA BAŞLADILAR”

“İşte 31 Mart’tan nasıl dinamik kadrolarımızla, genç kadrolarımızla, liyakatli kadrolarımızla, kadınlarla gençlerle karşınıza çıkıp siz yetkiyi verip de bir yılın sonunda bütün Türkiye’de yüzde 60 memnuniyet oranına eriştiysek, bu yürüyüşümüzün iktidar yürüyüşü olduğunu gören, bizi yenmeye gücü yetmeyen, kendi kadın kollarına güvenmeyen… Buradan ilan ediyorum; Tayyip Erdoğan AK Parti Adalar Kadın Kolları’na güvenmemektedir. Tayyip Erdoğan, AK Parti Adalar Gençlik Kollarına, AK Gençlik dedikleri gençlik kollarına güvenmemektedir. Adalar ilçe başkanına, Adalar yönetimine güvenmemektedir. O iktidarda kalabilmek için sadece ve sadece yargı kollarına güvenmektedir. Yargı kollarına güvenmek darbeciliktir. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum. Bak, biz girdiğimiz ilk seçimi kazandık. Sen de ilk kez bir yenilgi aldın. Biz kaybettiğimiz 47 yıl boyunca millete bir şey demedik. Darbeye kalkışmadık. Ama bir seçim kaybettiniz, mızıkçılığa başladınız. Şimdi de çıkmış Cumhuriyet Halk Partisi’ne her yönüyle saldırıp seçimi hukuk darbesiyle kazanmaya çalışıyorsunuz. Ben şunu söyleyeyim. İstanbul’daki yalanlarla, parayla, panoyla, Hatay’daki brandayla değil; örgütle ve yürekle siyaset olur. Yürekle siyaset olur. Buradan Erdoğan’a bugüne kadar İstanbul’un 37 ilçesinden seslendim. 87 eylemde İstanbul’da ve Anadolu’da seslendim. Bir kez daha sesleniyorum. Korkma, cesaretin varsa çık karşımıza. İstersen ister damadın ister bakanın, ister evladın. Bizim adayımız belli, Ekrem İmamoğlu. Çık karşımıza, yarışalım. Çık karşımıza, yarışalım. Şöyle yapalım. Dilek Hanım bir ses versin. ‘Cumhurbaşkanı İmamoğlu.’”

“EKREM BAŞKAN EN ÇOK DA GENÇLERİ VE KADINLARI DÜŞÜNÜYOR”

“Şu kadarını söylemek isterim, birazdan yakıcı gündemle ilgili, yoğun gündemle ilgili bir-iki şey söyleyeceğim. Ama bugün Silivri’ye gittim, sahip çıktığınız Cumhurbaşkanınızı gördüm. Onunla bütün konuları değerlendirdik ve şu kadarını söyleyeyim. Ne kadar zulüm görsek de ne kadar baskı görsek de ona en zor gelen, ailesiyle, evlatlarıyla, akrabalarla uğraşılsa da karşımda Türkiye’nin yarınlarını düşünen, bu milletin emeklisini, işçisini, çiftçisi düşünen, esnafını, iş insanını düşünen, bu ülkenin en çok da gençlerini ve kadınlarını düşünen ve iktidara dimdik yürüyen birisini gördüm.”

“HİÇ UTANIP, SIKILMADAN ADALET BAKANLIĞINA ATADI”

“Seçim kaybetmek böyle olursa sen kaybedersin ama ülke kaybetmez. Ama Tayyip Erdoğan gibi kendini yenilmez sanan, her seçimde geçmişini aklayan, kendince gelecekle ilgili de her imkanı denetimsiz ele aldığını sanan biri ilk kez seçim kaybedince ne yapacağını şaşırdı. Hazmedemedi, kabullenemedi. Hep o sesle uyandı geceleri: ‘İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder. İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır.’ İşte bununla 2 Ekim 2024 gününde bu sesle uyandı ve bir bakan yardımcısını uyandırdı. Dedi ki ‘Kalk Akın kalk, kalk’ dedi. Geçmişte İstanbul’da mahkeme mahkeme gezdirdiği ve o vakitler ‘seyyar giyotin’ demiştik. Nereye gittiyse, o gün rahmetli Sırrı Süreyya Önder’i de Demirtaş’ı da Grup Yorum’u da Canan Başkan’ı da önüne kattığı ne kadar toplumsal dava varsa, hepsinde adaleti katleden ve gözünün yaşına kimsenin bakmadan bu ülkenin demokrasine acımadan kararlar veren sonra da ödüllendirilen birini önce hakim sonra bırakıyor ve siyasete atılıyor. Bakan Yardımcısı Akın Gürlek. Sonra bir bakıyor ki CHP birinci parti olmuş şahlanmış, iktidara koşuyor. Ekrem İmamoğlu İstanbul’u kazanmış, Türkiye’yi kazanmaya gidiyor. ‘Kalk Akın kalk.’ ‘Kalktım.’ ‘Koş Akın koş.’ ‘Koştum.’ ‘Vur Akın vur.’ ‘Vurdum.’ ‘At içeriye onları.’ ‘Attım. Her denileni yaptım, gelip selamımı çaktım.’ İşte bu önce hakim ve sonra bakan yardımcısı sonra İstanbul Cumhuriyet başsavcısını dün akşam hiç utanmadan, hiç sıkılmadan, hiç erinmeden, gerine gerine Adalet Bakanlığına atadı. Bu atamadan Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı’na böyle biri geldiği için utanç içindeyim. Türkiye’nin yarınları için elbette endişe içindeyim. Elbette kendi davamız, yürüdüğümüz yol, haklılığımız ve bunu millete anlatma çabamız için son derece memnunum. Dün Erdoğan attığı imzayla kendini yalanlamıştır. Yalanın büyüğü ‘Türkiye hukuk devleti’ yalanıdır. Dün attığı imzayla, yaptığı atamayla bizi doğrulamıştır. Akın Gürlek siyasidir, tüm davalar siyasidir. Arkadaşlarımız masumdur, bunlar iftiracıdır, bu kumpasçıdır, darbecidir.”

“EMEKLİ ADETA KAZIKLANMIŞTIR”

“Buradan birkaç küçük hatırlatma yapmak isterim. Tayyip Erdoğan geldiğinde en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Yani hiç ellemezse, hiç dokunmasa bugün bizim beğenmediğimiz onun asgari ücretiyle 42 bin lira alıyor olacaktı her emekli. Ama bugün 20 bin lira alıyor. Şaşmayan altın hesabıyla, Tayyip Bey gelmeden önce en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alırdı, şimdi 1,5 çeyrek altın alıyor. Asgari ücret 7 çeyrek alırdı, şimdi 2 çeyrek alabiliyor. Türkiye’de emek ucuzlamıştır. Emekli adeta kazıklanmış, tarihin en büyük ihaneti ile karşılaşmıştır. ‘Yeter çalıştığın, yeter baktığın. Dur artık, biz sana bakacağız’ diyenler, elleri nasırlı, dirsekleri çürümüş, gözlük camları büyümüş olan emeklilere sefaleti dayatmaktadırlar. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında, önce en düşük emekli maaşı bir asgari ücret, iktidarının devamında 1,5 asgari ücret olacaktır.”

“GENÇLERE SÖZÜMÜZ; YASAKSIZ TÜRKİYE, VİZESİZ AVRUPA”

“Bir sözüm de gençlere. Türkiye, bugün her türlü yasakla sizin umutlarınızı kıran, dünyanın en pahalı internetinin de en pahalı etinin de satıldığı ülkelerden biri olan ve sizin gelecek göremediğiniz, yüzde 70 oranında ‘Fırsatını bulursam yurt dışına giderim’ dediğiniz noktada. Ama buradan ifade edeyim. Herkes kendine göre bir beka tanımı yapıyor. ‘Beka sorunu’, ‘beka sorunu’… Bu ülke, yedi ordu tarafından işgale uğradı. O gün vardı beka sorunu. Hep beraber savuşturduk onu. Ama esas beka sorunu, dünyanın güçlü ülkelerinin Türkiye üzerinde hayal kurması değildir. Esas beka sorunu, Türkiye’nin gençlerinin dünyanın güçlü ülkelerinde hayal kurmasıdır. Bunun olmaması için 31 Mart seçiminden önce sizden, gençlerden destek istemiştim. 18-25 yaş grubunda destan yazdık oy kullanma oranında ve Türkiye İttifakı’nın arkasında durma noktasında. Şimdi o geceki sözlerimi hatırlatıyorum. Demiştim ki ‘Ve gençler bir seçim daha beklemeye karar verdiler. Gençler işte o seçim geliyor. O seçime hep birlikte hazırlanmalı, hep birlikte çalışmalı, o seçimi hep birlikte kazanmalıyız. Arkadaşlarımızı siyasete ikna etmeli, oy kullanmaya ikna etmeli, bir şeylerin değişebileceğini onlara anlatmalıyız.’ Buradan tüm gençlere sözümüzdür; yasaksız Türkiye, vizesiz Avrupa geliyor.”