Son operasyonlar da gösteriyor ki, AKP’nin CHP’ye karşı uyguladığı strateji işlemeye devam ediyor. Bu strateji küçükte olsa CHP’ye zarar veriyor. Stratejiye karşı, bir strateji geliştiremezsek, zararlar daha da büyüyecek.
AKP’nin stratejisini bir kez daha hatırlayalım. CHP 2024 Yerel Seçimlerinde başarıyla çıktı. 14 B.Şehir, 21 İl Belediyesi olmak üzere toplam 420 belediye başkanlığını kazanmıştı. Oy oranı %37.8’di.
Sonuçlar açıklandıktan sonra, AKP panikledi. İzlediği politikaların, ülkemizin bağımsızlığını tehlikeye attığını, hukuk devletini, demokrasiyi aranır hale getirdiğini, eğitim düzenimizi bozarak laikliği yok ettiğini, sağlık hizmetlerini sadece zenginlere hizmet veren bir sisteme dönüştürdüğünü, vergi, üretim, ihracat, ithalat konularında varlıklı sınıfların yararını öne çıkarttığını, emek kesimini özellikle emeklileri açlığa mahkum ettiğini biliyordu.
Her şey bütün çıplaklığıyla ortadaydı. Bu politikalarla bir tek seçim kazanma ihtimalleri yoktu. Peki ne yapmalıydı? İktidara gitmenin tek yolu kalmıştı, CHP’yi bölmek.Strateji bu anlayış üzerine kuruldu. Bunun için:
● Önce Havuz Medyası aracılığıyla adaylık tartışması başlattı. Sanki CHP’nin adayı onları ilgilendiriyormuş gibi…. biz ne yaptık? Bu oyuna geldik tam bir yıl aday tartışması yaptık ve neredeyse 3 yıl 6 ay zamanı olan bir seçim için, “santraforlarımız” sözüyle başlattığımız yanlışı, aday belirleme zorunluluğuna taşıdık. AKP’nin stratejik oyunun içinde kendimizi bularak, benzeri yanlışlara devam ettik.
● Başka ne yaptık? Adayı 3 yıl 6 ay önce belirleyerek saldırıların önünü keseceğimizi zannettik. Ne yazık ki, saldırılar daha da büyüdü. Bir yıldan fazladır belediye başkanlarımızın 17’si içerde, 7’si de AKP’ye geçti.
● Son operasyonlar çok ustalıkla seçilmiştir. AKP her yolu mübah görüyor. AKP için önemli olan, CHP’ye darbe vurulması. CHP ise AKP’nin bu oyunlarını ilke, değer tanımayan kişileri, ne olursa olsun sahiplenerek bozamaz. Uşak belediye başkanı böylesi bir olumsuz kişiliktir. Sahiplenilemez.
Sevgili Dostlar, ne olursa olsun hata yapanı sahiplenmek, AKP’yi zora sokmuyor. Bizi zora sokuyor. AKP ülkenin çivisini çıkarmasına rağmen, biz ne rolex saatlerin, ne kasaların ve ayakkabı kutularının, ne kayıp milyar dolarların, ne Melen Barajında resmen çamura gömülen 8 milyarın üzerindeki paranın(Ki, bu yolsuzluğu gün ışığına çıkaran İsmail Arı, şimdi tutuklu) hesabını sorabildik.
Evet,yaptığımız mitinglere, halkın ilgisi çok iyi ve ses getiriyor. Dün Çanakkale Mitingi bunun göstergesi idi. Ancak AKP’yi teşhir etmek için yapacaklarımızı, AKP’nin başarısızlığını, yönetememezliğini, dar gelirli insanların durumunu anlatmakta henüz yol kat etmiş değiliz. Savaşa karşı duruşumuzu ve yapacaklarımız yeterince duyurabilmiş, yapacaklarımıza güven sağlamış değiliz. Evet, halk AKP’nin biletini kesti. Ancak bize “yönetme güvenini” henüz tanımış değil. Buda izlenen politikaların sıkıştığını gösteriyor. O nedenle yürütülen mücadeleye, paralel ve at başı yürütülecek, politikalara ihtiyaç var.
Şöyle ki:
● İlke, değer, ahlak bırakmamış kişilerin, kim olursa olsunlar, partiyle ilişkileri derhal kesilmeli. AKP oyun oynuyor, saldırıyor, yargıyı siyasi amaçları için kullanıyor. Bu açık. Ancak biz özel hayat diye geçiştiremeyiz. Aynı ve başka hataları Beykoz’da, Kırklareli’nde, Hatay’da, Aydın’da, Keçiören’de, Mersin’de yapmıştık. Faturalarını da ağır ödedik. Partimiz bu süreçte, müfettişlik sistemini kurup, örgütün tüm kademelerini ve yönetimimizde ki kurumları denetletmezse, Uşak örneklerini daha çok yaşamaya devam ederiz.
● Sayın Genel Başkanın önce Uşak belediye başkanını sahiplenmesi, sonra “utanıyorum” demesi de doğru değil. Geç kalınan özür veya doğru olmayan duruş, en az sahiplenme kadar partimize zarar vermiştir.
● Parti İl, İlçe, Mahalle Meclisleri, Örgüt toplantıları, “adet yerini bulsuna” dönüştürüldü. Parti tüzüğüne yazıp, ama yerine getirmeyen bir tek sol, sosyal demokrat partinin başarılı olduğu görülmemiştir. Üyeleri, düşündüklerini ifade edecek platformlara yeterince sahip değilse, katılımcılıktan, ortak üretimden, birlikte çalışmaktan bahsedemeyiz. Orada kutuplaşma vardır, katı merkeziyetçilik vardır. Bir an önce bu eksiklikler giderilmeli.
● Yerel Yönetimlere ilişkin Danışma Kurulları, Genişletilmiş Kurul toplantıları, örgüt toplantıları, Çalıştaylar yok denecek kadar az yapılıyor. Merkezin koordinesinde üretilen projeler ortak projelere yeterince dönüştürülebilinmiş değil. Bu anlayış, belediye başkanlarını başına buyruk hale getiriyor.
● Bizim gibi partiler güçbirliği, dayanışma, örgüt içinde işletilen demokrasiyle büyür ve tek başına iktidar olamıyorsa ilkeler, ortak değerler üzerine ittifak kurarak başarıyı elde ederler. Ne yazık ki, bizde parti içi bütünleşmenin volantrist kayışları kopmuş durumda. İkiye bölünmüş görüntü engellenemiyor. Buna son verilmeden, iktidar, sadece konjoktürün iktidarı olur ancak iktidarı uzun ömürlü olmaz.
● Yöneticiler partiyi iktidara taşımakta, önemli rol üstlenir. Ancak üyesini çalışmalara katamayan partinin başarısı görülmüş değildir. Artık tüm üyelerle kucaklaşmanın zamanıdır. Sayısı belli, hep aynı isimlerle çalışmak, onları yormaktan başka bir şey getirmez.
● Partimiz doğru olmayan ihraçlarla da yara alıyor. Bu hatadan geri dönülmeli.
● Yerel Yönetimler parti yönetimlerini rakip gibi görüyor. Oysaki o kurulların, partinin kendilerini o koltuklara oturttuklarını unutmamalı, eleştiriye açık olmalılar.
● Genel Merkez tüm Belediye başkanlarımızın karşılaştığı zorlukların parlamentoya taşınarak çözüm üretilmesi konusunda merkezi rol üstlenmeli.
● Nepotizm bir hastalıktır. Eğer kamuoyuna yansıyanlar doğruysa, Sosyal Demokratlığımız tartışılır. Çekirdek aileden veya büyük aileden(parti ailesinden değil) kişiler, yönetimlerden ve kurumlardan görev alıyorsa kendi elimizle partimize kötülük yapıyoruz. Genel Merkez bu konuda samimi adımlar atmalı.
● Savaş, emperyalizme karşı tavır konusunda çekingenliğimiz devam ediyor. Şu talihsizliğe bakın ki, “bir koyup, 3 alacağız” diyenler, Irak işgaline destek vererek, Ortadoğu’nun kan gölüne çevirilmesine yol açanlar, şimdi, Amerika ve İsrail’in saldırılarının durdurulmasın da rol kesiyorlar. Bu konuda inisiyatif alınmalı ve bu rol kesenlere ders verilmeli.
Unutulmasın! #ZamanındaKonulmayanTavır,
BoşaTüketilenNefeseDönüşür!

YORUMLAR