Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Acıyı Bal Eyleyen Şair: Hasan Hüseyin Korkmazgil,

Gazeteci yazar Atilla Köprülüoğlu Hasan Hüseyin Korkmazgil’i yazdı. ● Toplumcu

Gazeteci yazar Atilla Köprülüoğlu Hasan Hüseyin Korkmazgil’i yazdı.

● Toplumcu şiirin en güçlü seslerinden biriydi.
Emekti, adaletti, umuttu, vicdandı dizeleri. Bugün hâlâ şiirleri yüreğimize dokunuyorsa, bu topraklara bıraktığı izdendir.

● “Haziranda Ölmek Zor” dedi Hasan Hüseyin Korkmazgil, Orhan Kemal ve Nazım Hikmet göçüp gittiklerinde
“… bu her dalı yemiş dolu dünyadan.”
Ve arkasından Ahmed Arif.
Bugün yaşamak, ölmekten daha zor olsa da…
Vazgeçmek yok, itiraza devam!
Anılarına saygıyla.”(Nevzat Çelik)

● Korkmazgil, hayatı boyunca herkesin şiirini yazdı. Mehmet Akif’e de yazdı övgüsünü Nâzım’a da. Filistin’e de gitti, Kurtuluş Savaşı’nı da şiirine kattı. Yadırgamadı kimseyi. 57 yıllık yaşamında sadece bir şeye çok kızdı: Yoksul hakkı yiyene: “Kısa çöp uzun çöpten hakkın alacak/ bu dünya kalmayacak haramilere.”(Tarık Özyıldırım)

Acıyı Bal Eyleyen Şair:
HASAN HÜSEYİN
KORKMAZGİL

“ekmeği bol eyledik
acıyı bal eyledik
sıratı yol eyledik
geldik bugüne

ekilir ekin geliriz
ezilir un geliriz
bir gider bin geliriz
beni vurmak kurtuluş mu

kör olasın demiyorum
kör olmada gör beni”


“Hasan Hüseyin; derin duyarlılığı, gür sesi, geniş soluğu, renkli hayali, işlek Türkçesiyle diyalektik bir görüş ve insancıl bir bakışa yaşlanan hayat ve özgürlük tutkusu, devrim ve bağımsızlık özlemiyle kaynaşan bir şairdir.”
Sivas Katliamı’nda yitirdiğimiz edebiyat eleştirmeni Asım Bezirci’nin Hasan Hüseyin hakkındaki yargısıdır bu.
Yazının girisindeki
dizeler, şiir kitabının da ismini taşıyan “Acıyı Bal Eyledik”tendir.
(1973’tür ilk baskısı.
Bilgi Basımevi-Ankara. Kitap, Okan Yüksel Ustam’ın bana armağanıdır.)


Şair ve Yazar Ahmet Özer yakın dostunu Gülseren Merve Yiğit ile yaptığı röportajda şöyle anlatır;
“Şair Hasan Hüseyin, Türk şiirinin kilometre taşıdır diyebilirim.
Onun şiiri, ülkemizin binlerce yıllık kültür-sanat birikiminin duyarlı bir yürekte köpüklü bir çağlayana dönüşerek ak kâğıtlara dökülmesinin serüvenidir(…)
Hasan Hüseyin 50’li yılların sonlarına değin geliştirdiği gür sesini, 1961 Anayasasıyla getirilen göreceli özgürlük ortamında kitaplara dönüştürdü. Bir Türkçe öğretmeni olarak ona sadece altı ay öğretmenlik yaptırdılar. Ondan sonraki yaşamı hapisler ve sakıncalı olmanın yoksunluğuyla geçti. Şiirimizin bir damarı daha kurutulmak istenmişti. Ondan önce kuşkusuz 40 Kuşağının büyük mirası vardı yazınımızda. Antiemperyalist ve antifaşist tavrın edebiyata yansıyan boyutuydu önümüzdeki(…)Hasan Hüseyin’in kitaplarının kimileri bir büyük destandır.
‘Kavel’, ‘Temmuz Bildirisi’, ‘Kızılırmak’, ‘Kızılkuğu’, ‘Ağlasun Ayşafağı’, ‘Oğlak’, ‘Haziran’da Ölmek Zor’ ve ‘Acılara Tutunmak’
bir şiirin, bir nehre nasıl dönüştüğünü gösterir(…)
Birçok şiiri bestelendi, üzerine doktora çalışması yapıldı, onca yazı yazıldı, kitapları üst üste basıldı.
Hasan Hüseyin yapıtlarıyla şiirimize yön vermeyi sürdürüyor.”


“Haziranda Ölmek Zor”dan dizeler;

(…)

yıllar var ki ter içinde
taşıdım ben bu yükü
bıraktım acının alkışlarına
3 haziran ’63’ü

bir kırmızı gül dalı
şimdi uzakta
bir kırmızı gül dalı
iğilmiş üzerine
yatıyor oralarda
bir eski gömütlükte
yatıyor usta
bir kırmızı gül dalı
iğilmiş üzerine
okşar yanan alnını
bir kırmızı gül dalı
nâzım ustanın

gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
bir basın işçisiyim
elim yüzüm üstümbaşım gazete
geçsem de gölgesinden tankların tomsonların
şuramda bir çalıkuşu ötüyor
uy anam anam
haziranda ölmek zor!


Hasan Hüseyin, toplumcu şairimizdir. Şiiri halktan beslenir. Dil zenginidir.
Destansı anlatım hakimdir şiirine.
Barış yazmıştır, özgürlük yazmıştır, emeği yazmıştır.
O genelde kırsala, toprağa, geleneğe bağlı bir damardan yanadır dizelerinde;
“Sen aşk şiiri yazamazsın Hasan Hüseyin/Çünkü aşk her şeyden önce gelir sende/Oysa şiir önünde gitmelidir her şeyin…

Sen aşk şiiri yazamazsın Hasan Hüseyin / Çünkü aşk / Kavganın içindedir / Çünkü sen / İçindesin kavganın…”


Şiirini bakın nasıl tarif eder Hasan Hüseyin?;
“Yıllardır yazar, çizer, söylerim:
Bilineni bilinmeze, görüneni görünmeze, duyulanı duyulmaza, kısacası, somutu soyuta itme değildir şiir’in işi. Tam tersi: Bilinmezi bilinir, görünmezi görünür, duyulmazı duyulur, duyumsanmazı duyumsanır, algılanmazı algılanabilir yapmaktadır.”
Eşi Azime Hanım’ındır bu ifadeler de;
“Hasan Hüseyin gerçek bir emekçi halk çocuğudur.
Ve sınıfının bilincine, kitaplardan değil, bu sınıfın alınyazısını yaşayarak varmış bir kimsedir(…)
Her bir şiirin gün ışığına çıkarılışı, koskoca bir kavgaydı, sancıydı, coşkuydu, ölümdü. Kendinle boğuşmanın her bitiminde, bir başka yaratışın arayışlarına yönelir, yeni bir özgürlüğe doğru koşardın. Acıların yükünü kendine göre taşırdın…
Tepeden tırnağa arı bir ozandın sen…”
Türk Edebiyatının önemli şairlerinden biri olan öğretmen kökenli Hasan Hüseyin’in Sivas- Gürün’de doğup büyüdüğü ev, ‘Şairler Evi’ yapılmıştır.


Gözaltı. Kelepçe. Nezaret. İşkence. Davalar. Cezaevi. Yıllarca “Sakıncalı” muamelesi görmeler… Sürgün…
Ve 57 yıllık ömürde birbirinden muhteşem şiirlere imzalar…
“Ruhi Su, nasıl sesine Anadolu’yu yüklemişse Hasan Hüseyin de sözüne-şiirine Anadolu’yu yüklemiş ve kavga geleneğini sürdürmüştür!”
Türk şiirinin sembol isimlerinden anısı güzel Hasan Hüseyin’i aramızdan ayrılışının 42. yılında;
“Derler ki:
‘Şairleri susmuş milletler ölmüştür’
Bu halkın şairleri hiç bir zaman susmamışlardır.” sözleriyle ve
çok sevdiğim
“Öyle Bir Yerdeyim ki” şiiriyle ile anıyorum. Şiir Atlasımız’a bıraktığı izlere saygıyla;

“Öyle bir yerdeyim ki
ne karanfil ne kurbağa
Bir yanım mavi yosun
Dalgalanır sularda
Dostum dostum
Güzel dostum
Bu ne beter çizgidir bu
Bu ne çıldırtan denge
Yaprak döker bir yanımız
Bir yanımız bahar bahçe

Öyle bir yerdeyim ki
Bir yanım çığlık çığlığa
Öyle bir yerdeyim ki
Anam gider Allah Allah
Öyle bir yerdeyim ki ne karanfil, kurbağa
Öyle bir yerdeyim ki
Bir yanım mavi yosun çalkalanır sularda…”

KAYNAK: 9 Eylül Gazetesi