Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Özgür Özel’den Mesut Özarslan’a: “bozuk tohum”

HABER/Sait TEMUR Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM

HABER/Sait TEMUR

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı

Özgür Özel, TBMM grup toplantısında konuştu.

Özel, CHP’den istifa eden Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’a yazdığı mesajları doğruladı; “Ne söylediysem kişilik tespitine yöneliktir” dedi.

MANSUR YAVAŞ BELEDİYE BAŞKALARIYLA CHP GURUBUNDA

Özgür Özel ile birlikte grup toplantısına gelen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın yanı sıra Ankara’nın CHP’li 15 ilçe belediye başkanları da CHP grup toplantısına katıldı.

ÖZEL: “CHP TARİHİNİN EN AĞIR SALDIRISI ALTINDA”

CHP lideri Özel’in konuşmasından satır başları şöyle; “Partimiz tarihinin en ağır saldırısı altında, iftiralarla karşı karşıya, devlet bütün olanaklarıyla bir partiye hizmet eder halde, ama o saldırı altındaki ana muhalefet partisinin grup toplantısına bakın, bir bakın. Hepiniz hoş geldiniz, şeref verdiniz.

“İKTİDARA YÜRÜYORUZ”

Geçen hafta deprem bölgesindeydik. Orada gelenlere dedim ki: Bir partinin iktidar olacağı; 10 milyonluk bir sahneyi bir yere kurdurup, devlet memurlarını toplayıp, teşkilatları 6 ilden oraya getirip, onlara prompterdan bir konuşma yapıyorsanız iktidar olduğunuz ya da iktidar olacağınız oradan anlaşılmaz. Hiç niyetiniz yokken ilçe binasının önü trafiğe kapandıysa, bir portakal kasası üstünden konuşuyorsanız 1500-2000 kişiye; parti iktidara gidiyor demektir!

“UMUT BURADA”

Parti tarihinin en ağır saldırısının altında, partinin iktidar yürüyüşünün önünü kesmek için, partinin iktidara gelişine engel olmak için partinin siyasetçileri tarihin en büyük iftira kampanyasıyla muhatap; partinin cumhurbaşkanı adayı, 16 belediye başkanı zindanlarda; partiyi ayakta tutan, ayağa kaldıran kim varsa saldırı altında, hakaret altında; devlet bütün imkanlarıyla bir partiye hizmet eder halde; bin türlü kumpas, yalan, iftira, şantaj, tehdit ortada ama gel bir bak ki o saldırı altındaki ana muhalefet partisinin grup toplantısına bak, grup toplantısına bak!

“GERÇEKLE YÜZLEŞMEK SOKAĞA İNMEKLE OLUYOR”

6 Şubat’ın üçüncü yıl dönümünde Osmaniye’de, Gaziantep’te, Kahramanmaraş’ta, Hatay’da, Adıyaman’da, Malatya’daydık. Vatandaşlarımızla birlikteydik. Toplam bir hafta boyunca 55 farklı program yaptık bu altı ilde. Bir kez daha kaybettiklerimize Allah’tan rahmet ve deprem bölgesine, milletimize, tüm Türkiye’ye başsağlığı diliyorum. Yazın serin, kışın sıcak salonlardan ayrılmayan, meydana çıkmadan atadıklarına alkışlattırarak siyaset yapanlar için yapması kolay siyaset ama işleri zor bundan sonra. Gerçekle yüzleşmek sokağa inmekle oluyor.

“SİSİ’YE İLTİFATLAR ETMEYE GİTMİŞTİ BİZ DE DEPREM BÖLGESİNDEYDİK”

Şaşırılacak bir şey yok. Geçen hafta herkes sevdikleriyle beraberdi. Biz İslahiye’deydik, Nurdağı’ndaydık, Osmaniye’deydik, Malatya’nın ilçelerindeydik, beldelerindeydik, Kahramanmaraş’ımızdaydık. Sayın Erdoğan da ‘eli kanlı katil’ dediği ama daha sonra Amerika’nın işaret verip de doların ucunu görünce ‘kardeşine’ sarılır gibi sarıldığı Suudi Arabistan Prensi’nin yanındaydı. ‘Darbeci’ dediği Sisi ile kucaklaşmaya, ‘Ona selam verirsem namerdim’ dediği, ‘Aynı salonda olursam meşrulaştırırım’ dediği Sisi’ye iltifatlar etmeye gitmişti; biz de deprem bölgesindeydik.

“DEPREM TURİSTİ” SÖZLERİNE YANIT

Bir tarafta biz gittiğimiz günden itibaren, ilk sabah Osmaniye saat 10.45; depremde enkazdan çakıl taşı kaldırandan ya da yeni ev için temel kazandan ya da son kiremiti koyana kadar emeği geçen tüm siyasetçilerden, tüm emekçilerden ‘Allah razı olsun’ diye lafa başladık. Her şehirde bunu söyledim. Mısır’dan Sisi’den koptu geldi, Osmaniye’de dedi ki: ‘Bunlar deprem turisti.’ Bir de ‘Sırf CHP’yi de demiyor, haksızlığı bütün muhalefete yapıyor; ‘Bunlar sadece depremden bir süre sonra bir fotoğraf çektirip gittiler, bir daha uğramadılar’ dedi.

“Bir daha bu bölgede yoktular” dedi. Tabii ben Sayın Erdoğan’a ‘iki kere iki dört’ dese kerrat cetvelini kontrol ettiren bir muhatabı olarak hemen saydırdım: Devletin 13 uçağıyla, polisin, jandarmanın, ormanın bütün helikopterleri emre amade bölgeye 34 kez gitmiş. O bu sözleri söylediğinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı 55. ziyaretini tamamladı da geldi!

“BU MİLLET YAKASINDAN DÜŞMEN İÇİN HER AKŞAM DUA EDİYOR”

Erdoğan’ı tarihle sınamanın, kendi sözleriyle bu millete anlatmanın çok faydası var. Bunu hem 200 lirada olduğu gibi hem de her hafta geçmişte söylediği ve altında kaldığı laflarla göstermeye devam edeceğim. Bakın, diyor ki 30 Kasım 2005’te ne demiş? Gazete manşet olmuş: 30 Kasım 2005. ‘3 yıl öncekinden az ekmek alıyorsanız bana beddua edin.’ Eğer maaşınızla 3 yıl öncekinden az ekmek alıyorsanız bana beddua edin. Yıl 2005. 2002 yılına kıyaslıyor ve ‘beddua edin’ diyor ‘3 yıl öncekinden az alıyorsanız’.

2026 yılı emekli maaşıyla 1.300 ekmek alınıyor, 3 yıl önce 1.500 ekmek alınıyormuş. Ne diyor? ‘Beddua edin’. Bizim işimiz beddua değil ama bu millet yakasından düşmen için her akşam dua ediyor başta emekliler.

“KEÇİÖREN BELEDİYE BAŞKANINI ÜÇ DEFA GENEL MERKEZİMİZE ÇAĞIRDIM”

Son yerel seçimlerde Türkiye’nin yüzde 65’ini kazandık. Ege’nin tamamını kazandık. Her bölgede belediyesi olan tek parti olmayı başardık.

Tabii Ankara’da yıllarca iki belediye, seçimden geçen seçim döneminde 2019’da üç belediye, seçimden hemen önce dört belediye olan sayımızı 16’ya çıkardık. Hakkını teslim etmek lazım. Hakkını teslim etmek lazım o süreci Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Mansur Yavaş’la… Bazen elindeki anketlerle günde dört kez beş kez koşa koşa gide gele aday belirleme sürecinde birlikte oturduk, örgütümüzü dinledik. Kimi yerde anket yaptık, kimi yerde özel çalışmalar yürütüldü.

Ama kimsenin inanmadığı bir şey oldu; CHP üç belediyeden yukarıya çıkamaz denilen yerde, Ankara’da 16 tane belediyeyi kazandık. Bunlardan bir tanesi de Keçiören Belediyesi’ydi.

Keçiören Belediye Başkanı hakkında görev süresi boyunca pek çok iddia gündeme geldi. Kendisini defalarca, üç kez özel gündemle Genel Merkezimize çağırdım. Ve dedim ki: ‘Bu iddialar var, buna ne diyorsun?’ Kendisi… Ben dedim ki: ‘Eğer bir kabahatin varsa şimdi söyle, bizim yolsuzluk yapanla işimiz olmaz. Türkiye bize umudunu bağlamış, eğer korktuğun bir şey varsa bunu bize söyle ve gereğini yap.’

Dedi ki söylenenlerin tamamının iftira, asla yolsuzluğa hırsızlığa bulaşmadığını öyle yeminlerle burada başta Mansur Başkan ve 15 belediye başkanımız, 14 belediye başkanımız, herkes şahit; her birimize, her sorana öyle büyük büyük büyük yeminlerle, çocuklarını yeminlere katarak, ailesini o berbat yeminlere ispatlara katarak her şeyi söyleyerek inkar etti. Üç gün öncesine kadar.

Ve öğreniyoruz ki çarşamba günü AK Parti’ye katılacak. Telefonlar açılıyor, il başkanının telefonlarını açmıyor, arkadaşlarının telefonlarını açmıyor, şehirden kaçıyor. En yakınları ‘evet katılıyordu’ diyorlar. Ve bunun üzerine, bunun üzerine kendisine öncesinde bir gün önce telefon açıyorum. Bin bir tane yemin! ‘Ya deme böyle’ dediği övgüler bana… ‘Sen Atatürk’ten sonra partinin başına gelmiş en büyük lidersin’ diye başlayan, kendisine sinkaflı yakıştırmalarla ‘ben öyle haysiyetsiz miyim, öyle nokta nokta mıyım, böyle bilmem ne miyim’ falan.

“AİLESİNE BİR SÖZÜM VARSA ALLAH CEZAMI VERSİN”

Ertesi gün telefonları kapıyor. Ve bunun üzerine de kendisinden telefonla ulaşamadığım için kendisine mesaj atıyorum. O mesajları o mesajları ki ‘efendim anneme küfretti…’ Haşa! Ne anne, seni doğuran annen utanır her lafı annesini karıştırdığı için. Her lafı annesini karıştırdığı için! Onun dışında ne söyleyeceğim kişilik tespitine yöneliktir. Aileye yönelik bir kastım varsa Allah cezamı versin. Ama benim birileri oradan bir de yalandan diyor; ‘milli değerlerimize sövdü, şuna sövdü…’ işte şey yapacak ya… ‘Kutsal değerlerimize sövdü, aileme sövdü.’ Birini ispatla birini, birini ispatla!

“İŞTE BENİM SÖZLERİM”

“Sen bana geldin ve dedin ki: ‘Genel Başkanım bende hata yok, kusur yok, yalan atıyorlar, iftira atıyorlar, sakın inanmayın. Bana güvenin ben kul hakkı yemedim, ben rüşvet yemedim, ben hırsızlık yapmadım’ dedin.

Ben de sana inandım. Şimdi sana inanmayanlara, güya sana iftira atanlara teslim oluyorsun. Ya da onlara giderek bana yalan attığını, aslında hırsız olduğunu itiraf ediyorsun.

Ben buna inanmak istemiyorum. Ben o gün gözleri ateş gibi parlayan ve inandığını söyleyen Mesut’u görmek istiyorum. Ama anlıyorum ki o Mesut da yalanmış. Anladım ki sen hırsızmışsın.

Ve hırsızlığını bilenlerle, hırsızlığını görenlerle uzlaşarak kendini kurtarmaya çalışıyorsun. O zaman sen layığını bulmuşsun.

Şunu bil Mesut; bana, benim odama gelip gözlerin çakmak çakmak, doğru dürüst konuşan ve hırsızlara, ranta, rüşvete bulaşmadım diyen Mesut lazım.

O Mesut beni kandırdıysa o Mesut’un yolu açık olsun. Asla ve asla benim hırsızla, yolsuzla işim olmaz. AK Parti’nin işi olur. O seni bağrına basan, o seni bağrına basan; senin hakkında suç duyurusunda bulunanlar o söylediklerini yutar, bizde böyle bir şey olmaz.

Devir hırsızların devri değil. Devir AK Parti’nin devri değil. O devir bitiyor. Devrimimiz başlayınca yalvarsan da yakarsan da seni affetmem bu vakitten sonra. Dönsen de affetmem. Sen hırsız olduğunu, yolsuz olduğunu, alçak olduğunu itiraf ettin şu anda. Bu lafları söyleyenlere sığındın, seni savunanlara sırtını döndün; tercihini yaptın. Madem hırsızdın, niye bizi oyaladın? Yolun açık olsun.

Ama gün gelecek, devir dönecek, elime düşeceksin. O gün sana acırsam namerdim.”