Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Dursun Bulut
Dursun Bulut

YILLARCA YOLDAŞ, SONRA DÜŞMAN?

Moralimiz oldukça bozuk dolayısıyla şevkimiz de o kadar kırık. Konuşsan olmuyor, konuşmazsan olmuyor. Yazsan olmuyor, yazmasan olmuyor. Oysa ki, fazla değil bundan 2 yıl önce “artık birinci partiyiz, iyi yönetirsek, AKP erken seçime gitmek zorunda kalır, bizde iktidara geliriz” diye düşünüyorduk.

Gel gör ki, bugün umutlar bu seviyede değil, azaldı. Kiminiz bu düşüncemi karamsar bulabilir. Ancak bu karamsarlık bir günde oluşmadı. 2024 Mart zaferinden sonra, bu günlere adım adım geldik. Hatırlayalım, önce bir süre yumuşamayı konuştuk, çok ciddi tepki aldık. Bir yıl, kimin başkan olacağını konuştuk. Sonraki bir yılda içimizi konuşuyoruz.

Zaman zaman bu olumsuzlukları anlattım, bugünde bazı olumsuzlukları anlatacağım Biz iktidarı ve icraatlarını tartışma yerine kendimizi tartışıyoruz:

● Asgari ücretin bir tık üzerinde bir maaşla açlığa mahkum edilmiş özel okul öğretmenleri, açlığa karşı mücadele edince baskı, zulüm gördüler. Kurumsal olarak yanlarında olamadık. Partimizde iç kavga devam ettkçe bu zulüm devam edecek.

● Atama bekleyen öğretmenler içinde intihar edenler oldu. Öğretmenlerin kahir ekseriyetinin, bugünkü iktidardan umutları kalmadı ama partimiz onların yanında kurumsal olarak olamadı, böyle devam ederse olamamaya devam edecetir.

● Edirne/Uzunköprü’de madenciler, ödenmeyen ücretleri için ocakta ölümüne direniyorlar, iç kavgalarımızdan dolayı onların yanlarında da kurumsal olarak yokuz.

● Temmuz’un başında NATO Başkanlar zirvesi var, hayrımıza mı? Şerrimize mi? Bir kelime dahi edilmiyor. Çünkü iç kavgaya devam ediyoruz.

● İstanbul’un Kuzey’i talan edildi, baraj alanları betonlaştırılıyor, biz kendi içimizdeki kavgaya tutuşmuş durumdayız.

● Kanal İstanbul başka bir deyimle yıkım projesi son sürat gidiyor, biz birbirimizi kırmaya, dökmeye devam ediyoruz.

● Türkiye’nin tammında 2001 yılına kadar 1186 maden ruhsatı vardı, AKP’nin 24 yıllık iktidarında 386 000’e çıktı. Artık ne orman, ne tarım alanları, ne su havzaları, ne de barajlar kalacak. Ama biz iç savaşımızı veriyoruz.

● 15/16 Haziran DİSK’in şanlı bir direnişidir. Saygıyla selamlıyorum. Partimiz bu günü unuttu, çünkü; biz iç didişmeyle meşguluz.

● Gelecek umarları kalmayan yüzbinlerce genç, kendini yurtdışına atmayı konuşuyor. Ama biz parti içi savaşa gömülmüşüz.

● Şu an resmiyette partiyi yönetenleri düşmanlaştırırken veya mutlak butlan kararıyla görevden uzaklaştırılanlar birbirine düşmansa ve de birbirlerini hainlikle, hırsızlıkla suçluyorsa, “Kurtuluş Yok Tekbaşına, Ya Hep Beraber, Ya hiç birimiz!” sloganını niye atıyoruz?

Evet! Bir daha tekrar ediyorum, mutlak butlana hangi gözle bakarsak bakalım, onun tartışılması bir sonuç vermiyor. Realite şu ki, yargının anti demokratik kararı görev olarak kabul edildi, bunu ortadan şimdilik kaldıramıyoruz.

Öyleyse bu gerçekten hareketle, partimizin tepe noktalarında bulunanlara bir görev düşüyor, gelecek üzerine uzlaşıp, parti içi demokrasi mücadelesi vermektir. Bunun başka bir yolu yoktur!

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

12 + sixteen =

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER