Asırlar önce, bir kıyı kasabasında başladı hikâye.
Rüzgâr tuzluydu, deniz biraz hırçın, biraz soğuk, biraz da davetkâr…
İzmir Teos’ta bir adam vardı; elinde lir, dilinde şarap tadında dizeler.
Şair Anakreon.
O, dünyayı ciddiye almayanların şairiydi.
Savaşın gürültüsünü değil, kadehin içindeki dalgayı dinler, tanrılara bile hafifçe gülümseyerek bakardı.
Çünkü ona göre hayat, fazla sıkı tutulduğunda kırılan bir kadehti.
Yüzyıllar geçti.
Tanrılar sustu, imparatorluklar çöktü, diller değişti.
1760’larda Londra’da aristokratlar ve müzisyenler bir topluluk kurdular; Anakreon Cemiyeti…
Teos’lu o şairin yaşam tarzını benimseyen bir cemiyet.
Ve bir şarkı yaptılar kendilerine.
Adı, “Cennetteki Anakreon” du.
Bu bir ilahi değildi.
Bu bir ağıt hiç değildi..
Bu, gecenin ortasında yükselen bir kahkaha gibiydi.
Şarapla ıslanmış bir melodiydi.
Bir sofranın, bir kahkahanın, bir dost meclisinin içinden yükselmişti.
Savaşa karşı çıkan, barışı savunan, neşeli bir melodiydi.
Yine yıllar geçti.
Bir gün uzak bir kıtada o melodiye yeni sözler yazıldı.
The Star-Spangled Banner.
Amerika Birleşik Devletleri’nin milli marşı oldu.
Ama bu kez şarap yoktu.
Bu kez kahkaha yoktu.
Bu kez gökyüzü alev alevdi.
Tıpkı bugün gibi.
Bugün füzeler, şehirlerin üzerine düşüyor.
Hastaneler, okullar vuruluyor.
Bir annenin sesi, bir sirenin içinde kayboluyor.
Adını koyuyorlar: savaş.
Ve İran savaşında ölen ABD’li askerler için tören düzenleniyor.
Tabutlar yan yana dizilmiş.
Bayraklar ağır.
Yüzler suskun.
Ve o melodi çalıyor.
Bir zamanlar şarap eşliğinde söylenen, bir şairin neşesine adanan melodi şimdi, ölülerin arkasından yükseliyor.
Ne tuhaf değil mi?
İzmirli Anakreon, savaştan kaçıp hayata sığınmıştı.
Ama onun ruhunu taşıyan melodi, bugün savaşın ortasında,
ölüleri uğurluyor.
Belki de en büyük trajedi bu.
Bir şair, insanlara yaşamayı öğretmek istemişti.
Ama dünya, onun melodisini bile ölümü kutsamak için kullanmayı öğrendi.
Ve bu müzik çaldıkça
daha çok insan ölecek,
daha çok tabut dizilecek,
daha çok bayrak ağırlaşacak.
Ama kimse şunu söylemeyecek.
“Bu ezgi, aslında yaşam içindi.”

YORUMLAR